MÜFTÜ BEYİN DİKKATİNE!
Geçen gün sosyal medya hesaplarımdan paylaştığım bir yazı çok beğenildi ve binlerce yorum aldı…
Bu yorumlardan bir tanesi hariç kahır ekseriyeti beni destekler mahiyetteydi.
Çoğu hemşehrimizin hislerine tercüman olan bu yazıyı sizinle de paylaşmak istedim;
…
Ezan İslâm’ın şiarı, parolası ve alameti farikasıdır…
Ezanı mümkün olduğu kadar en güzel ve en etkili şekilde duyurmak gerekir.
Bu sebeple müezzinin gür, güzel sesli ve sesini kullanmasını bilmesi müstehap kabul edilmiştir!
Bu girişten sonra…
Sayın Müftüm;
Sizinle tanışma fırsatımız olmadı.
Ama dostlarım sesinizin çok güzel olduğunu ve çok güzel kuran okuduğunuzu büyük bir övgüyle anlata anlata bitiremediler.
Musikiyle ilgilendiğim için sesi güzel olanların, güzel şarkı söyleyenlerin, güzel kuran okuyanların kulaklarının da çok hassas ve duyarlı olduğunu biliyorum.
Sizin de kulağınızın çok hassas olduğu kanaatindeyim.
Ama hiç mi şehrimizde minarelerden yükselen ezanları duymuyorsunuz.
Neden İstanbullu, Bursalı, Konyalı kardeşlerimiz huşu içinde ezan dinlerken biz kulaklarımızı tırmalayan ezan sesine muhattap oluyoruz.
Malatyalılar sessiz diye mi bütün bunlar…
Peygamberimizin bu konudaki hadislerini ve ezanı güzel seslilere okuttuğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz.
Lütfen söylediklerime başka anlamlar yüklemeden kamuoyunun bir çoğunun eleştirdiği bu konuya eğilmenizi rica ediyorum.
Ezanı güzel okuyan müezzinleri bulmak imkansızsa, iyi bir ezan kaydı neden teypten çalınıp, hoparlöre yansıtılmaz?
Nasıl olsa merkezi sistem değil mi
Yazımı Mevlana’nın bir sözüyle bitirmek istiyorum;
“Güzel sesi dinlemede kalp huzuru ve Allah’a yaklaşma vardır”
…
(Dini musikimizin şaheserlerinden olan Itri’nin Segah makamında bestelediği “Tekbir”i ve “Salatı Ümmiye”yi dinlemenizi tavsiye ediyorum. Hele de bunu Münir Nurettinden dinleyince hayranlığınız bir kat daha artar.
Ya da bir iftar saatinde İsmail Coşar’dan ezan dinleyince, olayın sanatsal yönünün ağırlığını da hissetmez misiniz?