Türkiye’deki muhalefetin durumunu inanın bazen hiç anlayamıyorum…
Aslında muhalefetin durumunu genele değil yerele bakarak daha iyi anlarız.
Ülkemizde maalesef bir “lider” sorunu var ve bu sorunun derinlerine baktığın zaman aslında mevcut liderleri devirecek liderler çıkmıyor maalesef.
Mesela il başkanları seviyesine indiğin zaman daha net görüyorsun…
Sürekli başarısız olmuş il başkanlarının sürekli kalabalık topluluk tarafından desteklenmesi bu yüzdendir.
CHP’den biliyorum ve çok arkadaşım var…
Ne yapalım verdik oyumuzu ama başka aday yoktu ki, söylemini çok duydum.
Mesela Malatya MHP’sinin durumu siyaset bilimciler tarafından incelenip araştırılması gereken bir vakıadır.
Yıllarca Sayın Arif Yıldız il başkanlığı yaptı ve genel hatlarıyla başarısız bir il başkanıydı.
Çözüm Süreci olayı verilen tavizler gibi nedenlerden dolayı MHP’nin oyu yükselişe geçmişti. 7 Haziran’dan önce Reşat Erdoğan’ın ismi sürekli gündemdeydi. Farklı bir hava yakalanmıştı hatta MHP’nin bir milletvekili çıkarma konusu kesinmiş gibi algılanıyordu.
Reşat Erdoğan her kesim tarafından konuşulan sevilen bir sima haline dönüşmüştü…
Önce il başkanı değişmişti. İsmini Malatyalıların yeni duyduğu ve Adıyaman’da MHP Belediye Başkan adayı olan ve kaybeden Sayın Mehmet Erdem MHP Malatya İl Başkanı oluvermişti.
Genelde kaybedenleri sevdiğimiz için Sayın Arif Yıldız’ı MHP Malatya birinci sırasında görünce ve Reşat Erdoğan’ı ilk altıda görmeyince acaba nasıl bir oyun oynanıyor diye kafa yormaya başlamıştık.
Elli bin oy aldı MHP, çok az farkla milletvekilliği kaçırdı. Sonuçta genel hatlarıyla başarısız olan Arif Yıldız’ın birinci sırada olduğu parti elli bin oy almıştı.
1 Kasım seçimlerinde en azından Reşat Erdoğan ismi aday olmayacak ise Arif Yıldız’ın listede olmasını hepimiz bekliyorduk.
Dedim ya kaybedenleri seviyoruz diye…
Bir de baktık Sayın Şinasi Kazancıoğlu 1 Kasım seçimleri için MHP’nin birinci sıra adayı…
Daha önce yerel seçimleri kaybeden Sayın Kazancıoğlu…
Sürekli kaybedenler partisi görüntüsündeki MHP inanın bu mantaliteden sıyrılması gerekir.
Dün Sayın MHP İl Başkanı Mehmet Erdem, “Teşkilatımla yapmış olduğum istişare sonucunda Genel Başkanımız Bilge Liderimiz Dr. Devlet Bahçeli’nin yanında olduğumuzu ve emrinde olduğumuzu bildiririm” diye basın açıklamasında bulunmuş.
Çok yüksek sesle adını, soyadını ve memleketini söyledikten sonra “emredersiniz komutanım” kalıbını yerleştirip hazır ol’da beklersin.
Komutan “rahat” dedikten sonra rahatlarsın, “oh be” dersin…
Bu kısa künyeyi askerlik yapan her er kişi bilir…
Sürekli ağızlarda sakız olan “demokrasi” sözcüğünün ne anlamını biliyoruz ne de uygulamaya geçiriyoruz.
Devlet Bahçeli’nin, bu konuşmadan sonra “rahat” demesi gerekiyor galiba…
İl başkanlarının görevleri arasında inanın genel başkanları belirleme, herhangi bir adayı alenen deklare etme, delegelerini baskı altında bırakma gibi görevleri yoktur.
Tüm muhalefetin inanın bir “iktidar” sorunu var. Bu “iktidar” olayı ülkeyi yönetmek için değil partisini zapturapt altında bırakan liderlerin il başkanları sayesinde oluyor.
Kaybedenleri ne hikmetse tüm muhalefetimiz çok seviyor…
İl başkanları seviyor, ilçe başkanları seviyor, delegeler çok seviyor…
Bu tarifsiz aşkı ne anlayabiliyorum ne de anlamlandırabiliyorum.
Muhalefetin iktidar aşkını o komutan vari gözüken liderlerden korkan, kendi koltuğunu her şeyin önüne koyan koltuk sahipleri olduğu sürece muhalefetin iktidarı devam edecektir.
Allah aşkına bir delege ya da bir ilçe başkanı çıkıp ben Sayın Mehmet Erdem’e katılmıyorum benim oyum Devlet Bahçeli’ye gitmez, gibi bir cümle kurması çok mu anormal gelir insanlara.
Şimdi Malatya’da tüm delegeler Devlet Bahçeli’yi mi destekliyor yoksa Devlet Bahçeli desteklenmesi için baskı mı yapılıyor?
İşte bu sorunun cevabını erdemli bir şekilde vermek gerekir!
Eğer demokrasiye inanıyorsak tabii…