Emevi Camii’nden Şam’a Türkiye’nin Suriye politikasında MİT Başkanı’nın rolü
MİT Başkanı’nın Suriye’ye gerçekleştirdiği temaslar, yalnızca bir diplomatik girişim değil, aynı zamanda Türkiye’nin dış politikasında yeni bir dönemin işaret fişeğidir. Bu temaslar, 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşından bu yana izlenen politikalarda hem pratik bir dönüşüm hem de ideolojik bir revizyon anlamına geliyor. Özellikle “Emevi Camii’nde namaz kılma” söylemiyle şekillenen ve büyük hedefler barındıran dış politika, zaman içinde yerini daha gerçekçi ve rasyonel bir yaklaşıma bırakmak zorunda kaldı.
Son gelişmelerle birlikte, Suriye’de Esad rejiminin çökmesi ve muhalif grupların ülke kontrolünü ele geçirmesi, Türkiye’nin bu politikasını yeniden değerlendirmesine neden oldu. Suriye’deki muhaliflerin en büyük destekçisi olan Türkiye, bölgedeki etkisini daha da güçlendirmiş olsa da bu zafer, beraberinde yeni fırsatlar ve zorluklar getirmiştir.
MİT BAŞKANININ GÖREVİ VE DİPLOMATİK ROLÜ
MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) Başkanlığı, geleneksel olarak güvenlik odaklı bir kuruluş olsa da, son yıllarda Türkiye’nin dış politikasında giderek artan bir diplomatik role sahip olmuştur. MİT Başkanı’nın Suriye temasları, yalnızca rejimle diyalog kurmak değil, aynı zamanda muhaliflerle ilişkileri daha da derinleştirmek ve bölgedeki yeni dengelere yön vermek açısından da hayati önemdedir.
Esad rejiminin çöküşüyle birlikte Suriye’de yeni bir geçiş süreci başlamış, bu süreçte Türkiye’nin rolü belirleyici hale gelmiştir. MİT Başkanı’nın görevi, muhalifler arasında koordinasyonu sağlamak, Türkiye’nin çıkarlarını koruyacak bir geçiş yönetiminin kurulmasını desteklemek ve Suriye’deki yeni düzenin istikrarlı bir şekilde inşasına katkıda bulunmaktır.
“EMEVİ CAMİİNDE NAMAZ KILMA” SÖYLEMİ VE BUNUN BUGÜN GERÇEKLEŞMESİ
Türkiye’nin Suriye politikası, 2011 yılında iç savaşın patlak vermesinin ardından idealist bir çerçevede şekillenmişti. Dönemin lider kadroları, Suriye rejiminin kısa sürede yıkılacağına inanmış ve Şam’da Müslümanlar için sembolik öneme sahip Emevi Camii’nde namaz kılma hedefini sıkça dile getirmişti.
Bugün gelinen noktada, Esad rejiminin düşmesiyle bu hedefe ulaşmak mümkün hale gelmiş olsa da Türkiye’nin bölgedeki öncelikleri artık çok daha geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Türkiye, yalnızca sembolik bir zafer peşinde değil, aynı zamanda Suriye’nin yeniden inşasında ve siyasi istikrarında aktif bir rol oynamayı hedefliyor. Her ne kadar bazı aklı evveller bu cümlenin kullanıldığı tarihte neden gerçekleşmediğini düşünüp bu cümleyi yıllar yılı ti’ye aldılar sa da bu kişiler bu vuku bulan hadisen sonra da utanmazlar zaten.
ZİYARETİN BÖLGESEL VE ULUSLAR ARASI ÖNEMİNE GELECEK OLURSAK
MİT Başkanı’nın Suriye temasları, Türkiye’nin yalnızca kendi güvenlik politikaları açısından değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası dengeler açısından da büyük önem taşımaktadır.
1. Geçiş Yönetimi ve Suriye’nin Yeniden İnşası
Esad rejiminin çöküşü, Suriye’deki güç boşluğunu doldurmak için bir geçiş yönetiminin oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Türkiye, muhalif gruplar arasında koordinasyon sağlayarak bu sürecin başlıca aktörlerinden biri haline gelmiştir. MİT Başkanı, bu süreçte yalnızca diplomatik bir köprü değil, aynı zamanda Türkiye’nin çıkarlarını koruyan bir strateji geliştirici rolü üstlenmektedir.
2. Sınır Güvenliği ve Terörle Mücadele
Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele politikaları, Suriye’deki geçiş sürecinde daha kritik bir hale gelmiştir. Türkiye, PKK’nın Suriye uzantısı YPG/PYD’nin, Esad sonrası dönemde güç kazanmasını engellemeye yönelik adımlar atmaktadır. MİT Başkanı’nın.
3. Rusya ve İran Faktörü
Rusya ve İran, Suriye rejiminin en büyük destekçileri olarak, Türkiye’nin bu yeni hamlesini yakından takip etmektedir. Özellikle Rusya’nın arabuluculuk rolü, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşme sürecinde belirleyici olabilir. MİT Başkanı’nın bu süreçte Moskova ile eşgüdümlü hareket etmesi, Türkiye’nin uluslararası arenadaki manevra kabiliyetini artıracaktır.
4. Batı ile Gerilim
MİT Başkanı’nın Şam temasları, Türkiye ile Batılı müttefikler arasında yeni bir gerilim kaynağı olabilir. ABD’nin Suriye’deki YPG’ye desteği devam ederken, Türkiye’nin yeni Şam yönetimiyle yakınlaşması, NATO müttefikleriyle ilişkileri daha da karmaşık hale getirebilir. Ancak Türkiye, bu temaslarla kendi ulusal çıkarlarını öncelediğini ve bağımsız bir dış politika izlediğini açıkça göstermektedir.
SONUÇ OLARAK GERÇEKÇİ VE ETKİLİ BİR POLİTİKA NASIL OLUR
MİT Başkanı’nın Suriye temasları, Türkiye’nin dış politikada yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Esad rejiminin çökmesiyle, Türkiye’nin politikası daha gerçekçi ve stratejik bir çizgiye oturmuş, sembolik hedefler yerini somut çıkar ve iş birliği arayışına bırakmıştır.
Türkiye, bu süreçte hem muhaliflerin yanında yer alarak bölgedeki etkisini artırmış hem de uluslararası arenada daha güçlü bir konum elde etmiştir. Ancak, bu başarıyı kalıcı hale getirmek için geçiş sürecinin dikkatle yönetilmesi, mültecilerin dönüşünün sağlanması ve bölgedeki istikrarın korunması büyük önem taşımaktadır. MİT Başkanı’nın oynadığı kilit rol, bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde kritik bir unsur olmaya devam edecektir.
Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin yerini sağlamlaştıracak bu strateji, yalnızca bölgesel bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünya sahnesindeki etkisini artıracak bir hamle olarak da tarihe geçebilir.
Saygılarımla…
14.12.2024
Av. Mehmet Ali KÖROĞLU