Emeğin günü..

Abone Ol

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ydü. Köşem vasıtasıyla tüm gazetecilerin, bize ışık olan meslek büyüklerimin ve mesai arkadaşlarımın gününü kutluyorum.

Bir düşünsenize.. Televizyon, gazete, radyo ve çalışanları olmasaydı bu kadar olup bitenden nasıl haberdar olurduk? Üstelik öyle sizin okuduğunuz kadar 5 satırlık, izlediğiniz kadar 3 dakikalık değil haberler. O 3 dakikalık görüntüyü çekmek için türlü zorluklar çeker kameraman ve muhabirler. Sonra o görüntüler montajda hazırlanır, haberi yazılır, seslendirmesi yapılır, yayına atılır. Keza gazetelerde aynı şekilde..

2006 yılında bu işe başladığımda sıfırdım, adeta yeni doğmuş bebek gibiydim. Hata da yaptım çok iyi işlere de imzamı attım. Her şeyden önemlisi çok istedim. Benim için ekmek parasının yanı sıra aşktı bu işi yapmak. Şimdi ben gazeteci miyim? Haşa. O kadar çok emek harcayan, yıllarını veren isimler varken gazeteciyim demek bana düşmez. 1 Nisan’da ilk yazımda da söylediğim gibi kimseye atıp tutmak, asmak kesmek değil niyetim. Ama gördüğümü, duyduğumu ve benim için doğru olanları yazmama da engelim yok. Daha doğrusu satılık kalemim yok, “yazarsam ne olur” diye korkularım yok.

İşe ilk başladığım andan itibaren bana emek harcayan ve emeğine her zaman saygı duyduğum, bizim yarım saatte yazmadığımız haberi 5 dakikada yazıp hazırlayan büyüğüm Mikail Pelit’e…

Muhabir olarak başladığım bu sektörde kalemine, özverisine, çabasına hep hayran olduğum emektar Nihat Abacı’ya…

İşin çakallıklarını, püf noktalarını, anons yapmayı öğrendiğim Sercan Erduran’a…

Habere gidip dayak yesen bile mesleğini, kameranı satmayacağını öğreten Cahit Özçelik’e…

Her ne olursa olsun ama kendi çizgin, duruşun olsun diyen Erdal Akbuğa’ya…

“Gazete oku, Didem gazete oku” diyerek başımın etini yese de ne kadar haklı olduğunu anladığım Mehmet Türel’e…

Canını dişine takıp çalışmanın ne demek olduğunu gösteren Ferdi Durdu’ya…

Tanıştığımız günden beri bana hep destek olan meslektaşım, mesleğin eskitemediği eşim Serdar Barut’a…

Bana bu gazetede yazma fırsatı veren BUSABAH gazetesi çalışanlarına ve azmine, meslek aşkına hayran olduğum Büşra Ünal’a…

Yoluma taş koyan, engel olan, engel olabileceğini sanan, azmimi köreltmeye çalışan, gayretimi görmezden gelen birkaç isme…

Parayla haberini, kalemini, düşüncesini satan, sadece yemekli toplantılarda görebileceğimiz, daha “herkes” kelimesinin yazmasını bilmeyerek “herkez” yazan ama kendini gazeteci ilan eden isimlere de teşekkürü bir borç bilirim.

Gününüz kutlu olsun… Daha çok kıymet görebileceğimiz, emeğimizin makbule geçeceği, özgürce yazacak, konuşacak kadar cesaret veren isimlerle çalışmak, kibirsiz, egosuz isimlerle anılacağımız nice 10 Ocaklara…