Embesil Ebeveynlik

Abone Ol

Evlatlarına ‘dur, yapma’ dememekle övünen bir kuşak türedi.

Bunu yarış haline getirmiş bir yığın embesil anne ve babanın çoğunun gerekçesi de aynı:

Bizi çok sıktılar!

Yapma kızım, etme oğlum, erkek çocuğuna yakışmaz, kızım sen sus, akşam ezanından önce evde ol, erkek adam ağlamaz, kız kısmı fazla gülmez…

Eeeeee?

Çocuklarım rahat büyüsün, benim çektiğimi çekmesin…

Ne çektiyse…

Yeni kurulmuş bir ülkenin çoğu babasız büyüyen çocuklarının yetiştirdiği yeni nesle bak hele!

İnsanın ister istemez gülesi geliyor.

Evet. Belki biraz sert geldi anne babalarımızın disiplin yöntemleri ancak amaç edepti. Ahlaklı çocuk yetiştirmekti. Şimdi çocuk yetiştirirken o sertliklerin içindeki tatlılıkları fark etmemiz gerekmiyor mu?

Gerekiyor gerekmesine de bizim derdimiz ahlaklı çocuk yetiştirmek değil. Biz diğerlerinin çocukları ile çocuklarımızı, diğer anne babalarla, anne ve babalıklarımızı yarıştıran birer pisliğe dönüştük.

Bugün arkasında bir tas çorbayla dolandığımız çocukları aslında yarın açlığa mahkûm ediyoruz. Tas altın olsa gümüş olsa ne fark edecek?

Bırakalım da eksikleri kalsın. Hayatta her şeyin istedikleri gibi gitmeyeceğini, istediklerini istedikleri zaman yiyemeyeceklerini istediklerini istedikleri zaman giyemeyeceklerini bilsinler.

Yokluğun içinde varlığı, varlığın içinde yokluğu öğrenecekler!

Öğrenmezlerse ne mi olacak?

Evladınız, hayatta gördüğü her tehdit karşısında boyun eğen bir zavallıya, uğradığı her zorbalık karşısında kaçan bir korkağa dönüşecek.

Çocuklarınız sorumluluk almak istemeyen, bu uğurda her türlü sorumsuzluğu kendine düstur edinen birer sümsük olacak.

Kendi çocuğunuza acımıyorsanız başkalarının çocuklarına acıyın diyeceğim. Bazen ben de saçmalıyorum işte, kendi çocuğuna acımayan başkasının çocuğuna neden acısın ki?

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…