“Tarih hakkında yorum yapıyorsanız bilmeniz gereken en temel kural, olayların ve kişilerin yaşadıkları döneme göre değerlendirilmesi gerektiği kuralıdır”.
1939'da başlayan II. Dünya Savaşı, benzin dökülmüş orman yangını gibi tüm dünyaya hızla yayılıyordu…
Önce Avrupa, sonra Asya, daha sonra da Afrika'ya yayılan savaş, insanlık tarihine en dramatik acıları yaşatıyordu…
Emekleme dönemindeki genç Türkiye Cumhuriyeti bu acımasız ve vahşi savaşın dışında kalmalıydı…
Neden savaşın dışında kalmalıydı?
Çünkü; Çanakkale’den Galiçya’ya, Kafkasya’dan Yemen’e kadar birçok cepheyi Aziz kanlarıyla sulayan Mehmetçik hem çok yorgun hem de çağdaş bir askeri donanıma sahip değildi. Dört yıl boyunca devam eden savaş erkek sayımızı oldukça azaltmış ve ordumuz çağın modernize edilmiş güçlü orduları karşısında başarı şansını maalesef yitirmişti.
O yıllarda 17 milyon olan nüfusumuzun yüzde 80’i kırsalda, yüzde 20’si şehirlerde yaşıyordu. Yani ülkemiz ekonomisinin temelini tarım oluşturuyordu.
Her ne kadar savaşa girmesek de Devletimizi Kara Kuvvetlerini üç ordudan teşkil ettirmesi ve ordunun mevcudunu en yüksek seviyeye çıkarması nedeniyle iki milyon erkek tarlalarını bırakıp orduya asker olarak alınıyordu. Zaten azalan genç nüfusun büyük çoğunluğunun askere alınması ülke nüfusunun üretimden uzaklaşması anlamına geliyordu. Yani kısaca, savaşa girme ihtimali bile erkek nüfusun büyük bir bölümünün silah altına alınması ülkedeki buğday üretimini düşürmüştü.
Ülkedeki un üretimi azalınca buğday tüketimini kontrol altına almak için 13 Ocak 1942’de ekmek karnesi uygulaması başlatılmıştı. Burada gözden kaçırılan husus, savaş şartlarında yaşanılan bir dönem olduğudur. Çevrenizde büyük bir savaş varken dünyaya kayıtsız kalamazsınız. Yarın bir gün savaşa girseydik ordunun yemek ihtiyacı nasıl karşılanacaktı? O zaman dünyada savaş varken sen niye önlem almadın demezler miydi?
Çok geçmeden doğal olarak sıkıntılar ve karaborsa baş gösterdi ve karne dönemi başladı. Kişi başına ekmek, pamuklu kumaş gibi zorunlu tüketim maddeleri vesikaya bağlandı.
…
Şimdi diyeceksiniz ki bu sıkıntılar sadece bizde mi oldu
Tabi ki hayır…
Amerika, Fransa, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde bu sıkıntılar baş gösterdi…
Yunanistan ve Bulgaristan'a kadar giren Hitler ordularıyla komşu olan ülkemizi, savaşın dehşetini ve sonuçlarını çok iyi bildiği için diplomasiyi ustalıkla kullanarak bu ateş çemberinin dışında tutan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü rahmetle anıyorum…