‘’Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış.’’
Yalanda değil!
Hani hep diyoruz ya liyakat diye. Ne anlama geliyor bilmiyoruz ya da gereğini yapmadığımız için bilmiyormuş gibi görünüyoruz.
Gelin birlikte inceleyim:
Sıklıkla kullandığım ve son derece güvendiğim Türk Dil Kurumunun sözlüğüne baktım. Sözlüğe göre liyakat “Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” olarak tanımlanıyor.
Şimdide hayat kitabımız Kuranı Kerim’e bakalım:
Nisa Suresi’nin 58. ayetinde “Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici her şeyi görücüdür.” buyurmaktadır.
Yani bir insanın bir göreve atanması ya da bir kimseye herhangi bir iş verilmesi şartları arasında görüldüğü üzere ‘yaş, akrabalık, tanışıklık, fikir ortaklığı’ yoktur.
Tek ama tek şart yapabilirlik yürütebilirlik!
Pekala ne gelenek ve göreneklerimizde ne de dinimizde yeri olmayan görevlendirmeler ve iş vermeler içimize nasıl bu kadar işledi?
Bunun tek cevabı var. Sizlerin de aklına gelen ilk şey ekonomik ve egoistik çıkarlar.
Çobanlık insanoğlunun yaşam sahnesine çıktığı ilk günden beri var olan peygamber mesleğidir. Çoban deyip geçmeyin. Kolay bir meslek değil. Meşakkatli, yorucu…Şimdilerde alafranga ismi de var: Sürü yöneticisi. Sürü yöneticisi ismi kulağa hoş da geliyor. Her ne kadar Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Faruk Çelik eleştirse de çoban kardeşlerimiz sürü yöneticisi ismini sevmişler belli. Nitekim çobana kız verilmediğini, sürü yöneticisine kız verilebileceğini ümit ediyorlar!
Asıl konumuza dönelim.
Son zamanlarda çobanlık mesleği Türkiye’nin farklı bölgelerinde Ortadoğu’lu mülteci kardeşlerimize teslim edilir duruma geldi. Nedenini araştırdım. Bir çoğu ile sohbet etme imkanım oldu. Aralarında geldikleri ülkelerde öğretmenlik yapanlara dahi şahit oldum. Sürü sahiplerindenaldıkları ücretler 1000-1500 TL civarında. Oysa Türkiye’de aynı işi yapanların aldığı ücretler 3500-4500 TL arasında. Yorumu sizlere bırakıyorum.
Liyakat kelimesini duyduğumuz ilk andan itibaren aklımıza devlet kurumlarına yapılan atamalar ve terfiler gelir. Çok konuşulur, konuşuldu da. Çok anlatılır, anlatıldı da. Çoban örneğini liyakat kavramına farklı bir pencereden de bakabilme adına anlatmaya çalıştım. Bunun örneklerini çoğaltabiliriz aslında.
Mesela binlerce turizm ve otelcilik mezunu işsiz dolaşırken bu alandaki birçok boşluk gününü kurtarmaya çalışan öğrenci kardeşlerimizle dolduruluyor.
Toplum olarak bilmediğimiz işlerden köşeyi dönme hevesimizi törpülememiz gerekir. Bilmediğimiz işlere harcadığımız enerjinin ehli olduğumuz işlerde harcanması ile büyük kazançlar elde edebileceğimizi unutmamalıyız.
“İş ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekleyin” diyen bir Peygamberin (sav) ümmeti olduğumuzu unutmamalıyız.
Toprakla buluşmak üzere…