Eğitime Dair..!

Abone Ol

Biraz deprem travmasında öte bir yazı kaleme almak gerek. Sürekli depremi konuşmak bizleri normal yaşamdan uzaklaştırıyor.

Eğitime dair yazı dizisinin ilki ile siz okurlarımızın okuma serüvenine dahil olmaya devam edeceğiz.  Bu sefer ki, yazımı…

Ülkemizde tüm zamanların Milli Eğitim atamalarında sürekli tartışma konusu olan vahim bir durumu irdeleyeceğim.

Bu gibi durum özellikle bakan atamasında kendini birinci sıraya oturtmaktadır.

İlk akla gelen soru yeni bakanımız kim? Yerine yeni bakanımızın mesleği nedir?

Öğretmenler odasını ne kadar biliyor? öğretmen sorunlarına ne kadar vakıf?

Öğretmen, öğrenci ve veli üçgenine ne derece hakim?

Soruları gündemi işgal ediyor.

Diğer atamalar bakan atamasının gölgesinde kalıyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca Milli Eğitim Bakanları çetelesin tuttuğumuzda;

Hukuk Fakülteleri mezunları 20 kişi ile birinci sırada,

Bunu 12 kişi ile asker ve siyasetçi takip ediyor.

 Eğitim Fakültesi mezunu ve öğretmen 9,

Fen Edebiyat Fakültesi mezunu 6,

Siyasal ve İİBF mezunu 6,

Doktor 4, mühendis 4,

Akademisyen 2,  iletişim mezunu 1, Cumhuriyet dönemi bakanları 64 olup, Milli Eğitim politikalarımıza yön vermiş devlet adamlarıdırlar.

Karınca kararlarınca ülke eğitimine ciddi katkılar sunmuşlar.

Sağlık bakanı olarak Tıp Fakülteleri mezunları dışında atamalara şahit olunmamıştır.

Adalet Bakanlığına Hukuk Fakültesi mezunları dışında atama pek görülmemiş.

İddia odur ki, Milli Eğitimdeki atamalar ile peygamber mesleğini icra eden öğretmen ordusunun hayallerine ulaşamamışlardır.

Öğretmen ve eğitim Fakültesi mezunları da hepsi öğretmenlik yapıp bakan olmamışlardır. Akademisyen olanlarda var. İrdelediğimizde öğretmen olarak çalışıp bakan olan çok az sayıda bakanlarımız olmuşlar.

Peki öğretmen kime denir?

Sorusu gündemimizi hep meşgul etmiştir.

Bir eğitimci ve öğretmen gözüyle öğretmen: Mezun olduğunda kitaplarını ve valizin alıp Anadolu’nun ücra köşelerine gidip Bayrağımızı göndere çekip, İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan ve ev ev dolaşarak okul çağına gelen çocuk bulup okul çatısı altına dahil eden,

Yeri geldiğinde burnu akan çocuğun burnunu silen,

Sobası tüten sınıfın sobasını yakan,

Çatısı damlayan okulun çatısını onaran,

 Gerektiğinde ‘’ana’’  gerektiğinde ‘’baba’’ olan ve asla korku salmayan şefkatli olan,

Okuma yazma şart ama adabımuaşeret öğreten, ülkesine ve ailesine faydalı bireyler yetiştiren,

Köylerde; usta, ziraatçı, sağlıkçı, veteriner, imam, her konuda danışılan olan,

Öğretmenler odasının tüm havasını teneffüs eden,

Ağlayan çocuğu güldürebilen,

Toplumda rol model olan,

Ve ne acıdır ki, iddiaya göre  mahkemelerde şahitliği kabul edilmeyen fedakar ordu mensuplarına öğretmen denir.