Eğitim öğretim işleri

Abone Ol

Ülkemizde eğitim ve öğretim işlerinin ne kadar sorunlu ve çıkmaza dönüştürerek devam ettiğini bilmeyen yoktur. Eğitimi planlayanlarından tutunda işleyip anlatanına , velisine kadar herkes eğitimle ilgili bir dokunsanız bin ah işitilecek durumdalar.

Her yıl değişen veya değiştirilmesi konuşulan müfredat ve bu müfredatın ne olursa olsun kendi bildiği sistemi uygulayan öğretmenleri, sorun yaşamak istemeyen idarecileri daha neler neler...

Genel anlamda bir otorite boşluğu varmış gibi davranılması bile yetiyor sistemi çıkmaz hale sokmaya. Millî eğitimin yayınlamış olduğu genelgeler sadece evrak üstünde kalıyor ancak uygulanmıyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu okullarda deneme yapılmaması, herhangi bir isimle veliden para toplanmaması gibi durumların hali hazırda yok sayılması en basit örnekleri. Ülke de bunca sorun sıkıntı varken eğitime güvenmek istiyor insan geleceğimiz için emin eller olarak gençleri görmek istiyor ancak sistem ve işleyiş hayallerimizi suya düşüyor. Öğretmenlerin bile Milli Eğitim’e güvenmediği yalnızca bir gelir kapısı olarak gördüğü şu ortamda güven duygusunu kimseye aşılayamayız.

Özel öğretim kurumlarında uygulanan mali denetimler okullara uygulansa her halde sağlıklı işleyen tek tük kurum görme imkanımız olurdu. Okullarda öğrenciden, veliden toplanan deneme parası, temizlik parası, kâğıt parası gibi kalem ücretlerin hangi dayanakla toplandığı muamma iken öğrencilerin gerekli önemle yetiştirilmemesi velilerin en büyük şikayeti. Anaokullarında kırtasiye listesi yapmak yerine ücret toplanıp biz alacağız denmesi, ilkokullarda verilen proje ödevlerinin maliyetli oluşu yapılan her işlemin neredeyse ücretli olması açıkçası özel öğretimi daha mantıklı kılacak duruma gelmiş durumda.

Hem öğrenci, hem öğretmen özel öğretime yakınlık duyuyor ancak öğretmenin gelirini garanti altına alması sebebiyle çoğu öğretmen ek iş olarak gönlünün düştüğü(!) özel öğretimde devam ediyor.

Düzenlenen Öğretmenlik meslek kanununda ders saati sayıları da güncellenseydi acaba neler değişirdi düşünmüyor değilim. Mesela özel sektörde haftalık 40 saat ders gibi bir sayı var mesela fazla değil bunun yarısı olan 20 saat zorunlu olsaydı Milli Eğitim’de neler değişirdi veya haftanın her günü okulda olma zorunluluğu gelse normal memurlar gibi yalnızca hafta sonu tatil olsa acaba neler değişirdi okullarda veya eğitimde ...

Fazla ütopik oldu belki de ama otorite kurulmadan disiplin, disiplin olmadan eğitim sağlanmış olmayacaktır.

Bir diğer sorunumuz ise öğrencilerin aşırı başı boş kalıp nasılsa geçiyoruz demesi dönem başında sayın bakanımızın söylemiyle sınıfta kalma geri getirildi, devamsızlık işlenecek dendi ancak şuan ilk dönem bitmemişken devamsızlıktan kalan kaç öğrenci var saymakla bitmez ancak Bakanlık bir rapor isteyip araştırsa okullarda her sınıftan en az 3-5 öğrencinin devam sorunu olduğunu görecektir. Ama kimin umurunda resmiyette işlenmiş mi evet gerisi önemli değil rehber öğretmenler okullara bile uğramıyor neredeyse ancak özel sektöre laf atıp sorun ediyorlar. Özel sektör de başarısı düşen öğrenci, devamsız öğrenci dikkatle incelenip önlem alınırken bakanlık rehber öğretmenleri bu konuyla ilgili hangi çalışmalar yapılıyor merak etmiyor değiliz.

Hal böyle olunca eğitim öğretim işleri gerçek bir işe dönüşmüş ciddiyeti geri plana atılmış durumda demekten kendimizi alamıyoruz.

Ne diyelim kim bilir belki de biz yanılırız.

Saygı ve sevgiyle...