Eğitimin yalnızca kapalı alanlarda veya okullarda planlanmış bir şekilde yapıldığı toplum tarafından kalıplaşmış bir yargı olarak göze çarpıyor, ancak eğitim insanoğlunun adım attığı nefes aldığı her yerde oluşabilecek bir kavramdır.
Nefes almakta başlayan bu süreç nefesin son anına kadar devam edecektir. Aile eğitim mekanizmasının ilk kademesidir, bu kademe aslında temel olduğu için eğer bu temel eksik düzensiz veya yanlış kalırsa işte eğitimin en büyük darbesi yaşandı demektir. Aile temelli olmayan eğitim genelde şiddet, zorbalık veya disiplinsizlik olarak planlı eğitime yani okullara yansıyor.
Günümüz eğitimlerinde ailenin işlevi daha da büyümüşken aile eğitimi yalnızca okullarda öğretmenin yapabileceği ve kendilerinin üzerine düşenleri öğretmen söyler bizlerde uygularız mantığıyla hareket edebiliyor. Ailenin bu tutumunu çocuklar bazen kendi açısından kullanıp nasılsa ailem her istediğimi yapacak gibi bir algıyı temele alarak davranış bozukluğu sergileyebiliyor.
Eğitimin her yerde olduğunu temele alırsak bir yaşlının gence bir bakışı, otobüste gerçekleşen olay, yürürken yaşanılan hikâye hepsi aslında bir eğitimdir. Tabi anlaşılabilene dek...
Eğitim formasyonunda belirtilen dolaylı duygu veya dolaylı ceza durumları eğitimin her zaman bireye direkt olarak değilde sosyal olaylar neticesinde oluştuğunun yanlış davranışın ne tepkiyle sonuçlandığı bazen örnek olaylardan öğrenilebilir veya yılan ile karşılaşmadan ondan korkabiliyorsak bu da herhangi bir hikâye sonunda öğrenilmiş olabilir. Hayatın her anında bir eğitim düzeni vardır ancak bizler bu düzenin ya içinde oluruz ya da düzen dışından izleriz ancak yine de aklımızda yer eder istemesek de bir eğitim oluşur.
Bu durumlar tabi ki bireyin istendik durumlarında daha etkili gerçekleşir. Ancak kendi doğrularına inanmış hayatında oluşanlara göz kapayan, kulak tıkayan bir eğitim elbette aksak olarak devem eder. Eğitim her yerde olabilir ama eğitimin gerçekleşmesi için bireyin de bu durumları isteyerek etkin hale getirmesi beklenir.
Sevgi ve saygıyla...