EĞER BUYSA BÜYÜKŞEHİR OLMAK…

Abone Ol

Kayısımız var değersiz, dağımız var kuru, suyumuz var pahalı, yolumuz var küçük, meydanımız var dar, insanımız var özünü kaybetmeye yüz tutmuş!

Ondan sonra da lafa geldi mi Malatya böyle, Malatya şöyle…

Yahu arkadaş memleket o şiirlerde, türkülerde bahsedilen Malatya olmaktan çoktan çıkmış. Ne havası hava, ne suyu su, ne de insanı o bildiğimiz insan…

Kayısı kayısı diyoruz pul fiyatına satılıyor… Dağların göbeğinden el değmeden, ilaçlanmadan şehir şebekesine kadar doğal tazyikle gelen suyumuz var diyoruz, fiyatına yaklaşılmıyor bile… E çok eskilerden beri “Yeşil Malatya” deyip övünmüşüz, ama gel gör ki şehirde yeşil renkten çok beton grisi hakim!

Geçenlerde yolum Tecde tarafına düştü… Gittiğime de gideceğime de bin pişman oldum!

Ara ki ağaç bulasın, ara ki gölge bulasın. Bu kadar mı yeşil doku katledilir, bu kadar mı doğaya kafa tutulur!

Sadece Tecde mi, Malatya’nın her yerinde var bu önlenemez griye dönüş.

Eğer buysa büyükşehir olmak, eğer buysa gelişmek-şehirleşmek varsın gelişmeyelim, küçük şehir olarak kalalım!

SOKAK İFTARLARI

Geçenlerde bu sayfalardan yazdım, “Neden belediyelerimiz sokak iftarı vermiyor, neden şatafatlı- görkemli sofraların yerine gariplerin-yoksulların başköşesine kurulduğu sofralar olmuyor?” diye…

Sonradan öğrendim ki hem Malatya Büyükşehir Belediyesi hem de Yeşilyurt Belediyesi sokak iftarlarıyla yoksul ama zengin yüreklere ulaşıyormuş zaten.

Allah razı olsun… İşte sosyal belediyeciliğin tam karşılığı bu.

KIBLESİ OLMAYANDAN KORKACAKSIN!

Soy, sop, ar, hayâ, terbiye, namus, şeref gibi kavramların bazı insanlar için ne anlama geldiğini buraya sayfalar dolusu yazabilirim.

Lakin bu kavramlar bazı insanlar için tam tersine hiçbir şey ifade etmez! Çünkü onlar için varsa yoksa kendileri… Varsa yoksa menfaatleri. Çık yüzüne tükür, küfret eğer senin üzerinde bir beklentisi varsa gıkını bile çıkarmaz.

Ne yazık ki şu günlerde bu tür insanların ne kadar fazla olduğunu fark ettim bir anda!

Bir büyüğüm “kıblesi olmayan adamdan korkacaksın” derdi… Meğer ne çok kıblesi olmayan varmış!

Ey insancık, biraz yukarıdakinden korkuyor, biraz ahiret gününde hesaba çekileceğimizi biliyorsan, yol yakınken kendini hesaba çek. Ben ne yapıyorum, ne halledeyim, kimim diye tefekkür et!