Dünya kupası mı yoksa Türkiye kupası mı? (1)

Abone Ol

Televizyon dizilerinin sezon finalleri ardı ardına gelmeye başlayınca futbol severlerin uykusuz geceleri başladı diyebiliriz. Keşke bir hafta geç başlasaydı şu Dünya Kupası finalleri, diyenler çoktur. Sezon finallerin ilk maçlara tercih edildiği evlerin çokluğundan eminim!


Futbol artık futbol değildir, söylemini biraz açmak istiyorum.


Dünyanın en zengin 10 futbol takımın kuruluş tarihlerine baktığımız zaman hepsinin yüz yıldan daha fazla yıl önce kurulduğunu görüyoruz. 1878 yılı ile 1905 yılları arası kurulmuştur. 1878 yılında kurulan Manchester United, dünyanın en zengin üçüncü futbol takımıdır. 2.81 milyar dolar piyasa değeri var. Dünyanın en zengin 10 futbol takımındaki en genç takım 1905 yılında kurulan Chelsea takımıdır. 868 milyon dolar piyasa değeri ile bu kategoride altıncı sıradadır.


Dünyanın en zengin futbol takımı 1902 yılında kurulan ve piyasa değeri 3,4 milyar dolar olan Real Madrid takımıdır.


Futbol endüstrisi diye adlandırılan ve artık bazı takımların tekelinde olan bir yapı var futbol dünyasında. Bu dünyanın içerisine girmek neredeyse imkânsız bir hal aldı. Hemen hemen aynı tarihlerde kurulan ve taraftar kitlesiyle ilk ona giren takımlarından aşağı kalmayan üç takımımız var.


Geçen yıl, marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance’nin yaptığı bir araştırmaya göre, dünya futbolunun en değerli 50 klubü listesinde Galatasaray 116 milyon dolar marka değeri ile 17. sırada, Fenerbahçe 95 milyon dolarla 22. sırada ve Beşiktaş ise 71 milyon dolar marka değeri ile 36. sırada yer alıyordu.


Tarihsel yapı olarak da ve marka değeri olarak da pek gerilerde sayılmayız. Bu üç takımımıza baktığımız zaman her bir takımın ortalama 20 milyon taraftarı var. Galatasaray’ın veya Fenerbahçe’nin taraftar sayısı kadar ülkeler var bu yaşadığımız dünyada.


İnanın futbolu çok seviyoruz. Fakat, alınamayan radikal kararlar yüzünden Avrupa’da başarılı olamıyoruz. Avrupa’da veya milli takım bazda bir sürekliliğimiz yok. Bunun belirgin sebepleri var.


Batı, bu işi 50 yıl önce halletmiş. Ortada başarılı uygulamalar var ama biz halen geleneksel bir tepki ile yaklaşıyoruz olaya. Mesela Fenerbahçe olayı belki de bizim için bir dönüm noktası olacaktı. Belki bir yıl veya puan cezası verilseydi çok farklı olurdu. Sırf şike sürecini yürütsün diye “başkan” bulundu bu memlekette.


Profesyonel olamayan bu yüz yıllık takımlarımız aslında “başkanların” takımı oluyor. Her gelen başkanın istediği gibi yürüttüğü veya saltanat kurduğu takımlarımız kendi kendini yenince sevinir ve sevindirtir.


Tarihinin en çok borcunu takımına bırakan başkanı federasyon başkanı yaptı ülke futbol mantalitemiz. Yılda 500 milyon dolar geliri olan bir takımla mücadele ederken sadece beş yabancı ile mücadele edebilirsin diyor aynı başkan.


Tercih yapmamız lazım: Ya sadece kendi içimizde mücadele edeceğiz ya da hem milli takım olarak hem de şampiyonlar ligi kategorisinde mücadele edeceğiz. Biz ikisinde de mücadele ediyormuş görüntüsü veriyoruz ama aslında “biz bize yeteriz” şiarındayız. Gerisi boş gibi…


Devamı yarın…