Adalet kelimesinin bir diğer anlamı “Doğruluk” tur… Platon’un “devlet” mantığına baktığımız zaman “doğruluk” üzerine çokça betimleme görürsünüz. Devlet dediğimiz olgunun bir özelliği de “doğru” bireyler yetiştirmektir. Yani doğruluğa yönlendirmek ve yapılacak uygulamaların temelinde “doğruluk” şiarına sahip bir devlet anlayışı gerekmektedir.
Demokrasinin aslında çıkış noktası budur: Doğruluk…
Bir babanın çocuklarına vereceği en temel ders doğruluktur.
Bir devletin vatandaşlarına vereceği algı “adaletli devlet” anlayışıdır. Yani, hak ve hukuktan ayrılmayan ve herkesi eşit bir şekilde yargılayan devlet algısı vermesi gerekir.
Çıkın çarşıya sorun insanlara; Adliyeye işi düşen insanların ne dediklerine bakın. Bir günde dahi halledilecek işlerin aylarca sürüncemede kalması artık insanlar tarafından kanıksanmış bir olaydır.
Zaten yavaş ve hantal olan yargı sistemimizin “adalet” anlayışında haksızlığa uğrayanların çektikleri çileler çok dramatiktir. Sadece telefonda bir cümle kurdu diye 18 ay tutuklu yatan ve 18 ay boyunca derdini bir türlü anlatamayan insanlar tanıyorum.
1959 yılında Malatya Yeşilyurt ilçesinde doğan, doğru bir insanın yaşadığı haksızlıkları yazmak istiyorum. 25 yıl boyunca hayatı mücadele ile geçmiş, 25 yıl bu devlete hizmet etmiş ve 25 yıl daha hizmet edecekmiş gibi dik duran bir insanı ziyaret ettim cumartesi akşamı.
1980 yılında Piyade Teğmen olarak Kara Harp Okulu’ndan mezun olan, 1989’da Kara Harp Akademisi’ne girmiş ve 1991’de Kurmay Subay olarak mezun olmuş, hem yurt içinde hem de yurtdışında görevler almış ve sayısız görevlerde bulunmuş bir vatanseverin dik duruşuna hayran kaldım.
Doktora tezini “terör” üzerine yapan bir Kurmay Albay’ın “terörist” diye nitelendirilmesi çok zoruna gitmiş. Kimin gitmez ki…
Boşu boşuna 3,5 yıl yatan bir insanın yaşama direnci ile karşılaşınca çok şaşırdım. Yaklaşık üç saat evinde konuk olduk. Kapı zili hiç susmadı ve en önemlisi sürekli herkese kendini ifade ediyordu. Konuşmaya susamış bir hali vardı Ahmet Bey’in. Tek kişilik bir koğuşta yatmanın, hiç kimse ile diyalog halinde olmamanın tarifi olmaz galiba…
Çok soru sordum ve her sorduğum soruyu canlı bir şekilde cevapladı. Yapacaklarını anlatıyordu sabırsız bir halde. Çok yakında yeni kitabı çıkıyor. Onun heyecanını gözlerinde gördüm. Daha önce çıkan “TSK’YA KARŞI 12 KOMPLO” kitabını biraz inceledim. İlk okuyacaklarım listesinde. Yeni kitabı temmuz sonu veya ağustos başı gibi çıkacakmış.
Dünyadan, Malatya’dan, basından, TSK’dan, dinden konuştuk. Daha iki gün önce özgür olan bir insanın bu kadar “canlı” olması ve 3,5 yılın verdiği yorgunluğu bize hiç hissettirmemesi takdire şayan bir olaydı benim için.
O gece azmin ve mücadelenin ne olduğunu bir kez daha anladım.
Aramıza hoş geldin Ahmet Abi…