Bir şehrin gelişimini nasıl anlarsınız?
AVM sayısından mı?
Otel sayısından mı?
Zincir marketlerin çokluğundan mı?
Nasıl anlarız o şehrin geliştiğini?
Alt geçitlerin sayısından mı?
Uluslararası markaların sayısından mı?
Gerçekten fikir üretemediniz mi?
O şehirdeki özel okulların sayısından mı anlarız o şehrin geliştiğini?
Binaların dikey uzunluğuna mı bakılır gelişmişlik?
Havaalanı ve raylı sistem gelişmişliği gösterir mi?
Bu soruların hepsini kabul edebilirsiniz hatta başta sorduğum soruya cevap olarak aynı cümleye sıkıştırabilirsiniz.
Ama çoktandır kafa yorduğum ve cevabını bulamadığım bu sorunun paradoksal halini düşünüyorum.
Bir şehir gelişirken nüfus artışı ile beraber göç alması kaçınılmaz.
Gerçekten merak ediyorum…
Bir şehir planlayıcısı arkadaş da cevap verebilir;
Gelişmek için genleşmek şart mıdır?
Göç faktörü hiç düşünülmüyor mu?
Döner kavşaktan ikinci çıkışa girmek niyetindeyim ama inanın tek çıkış istiyorum aslında…
Hiçbir mahallenin dokusu bozulmadan gelişim göstermesi mümkün değil mi?
Oturduğu eve en yakın okulda aynı kalitede eğitim görmenin imkânı yok mu?
Bir şehrin gelişmişliğini AVM yerine, uluslararası markaların çokluğu yerine insancıl gelişmeler bizi daha gelişmiş yapmaz mı?
Eğitim sektörü yerine inşaat sektörünün pik yaptığı şehirler gelişmiş oluyor maalesef!
Mahallenin dokusunu bozmadan yapılan her gelişme demode sayılıyor.
Üst yapıların alt yapılara döndüğü şehirler “çalışan belediye” oluyor maalesef!
Toz-duman, maalesef her şehirde gelişimin kanıtı olarak görülüyor!
Allah aşkına herhangi bir şehirde ilerlerken iş makinesi görmeme ihtimalimiz var mı?
Genleşe genleşe ruhu kaçmış ölmüş şehirler var ve maalesef bizim de başımıza gelecek…
Çocuklarımıza şehir ile ilgili anlatacak çok az şeyimiz kalacak.
Yer bildirim yapamayacağız çünkü o yer, çocuğumuzun kavradığı zaman yerinde olmayacak!