“DOĞRU ÖĞRENİN KARDEŞİM”

Abone Ol

Bayrama yaklaşıyoruz. Daha şimdiden “Nerde o eski bayramlar!” diyesim var.

Belki bunu söylemek için çok erken bir yaşta olduğumu düşünebilirsiniz ama benim yaşıtım olan tayfa, “Nerde o eski çocukluklar!”, “Nerde o eski bayramlar!” gibi cümleleri çok sık sarf ediyor zaten.

“Televizyon izlemenin zararları” konulu tartışmalar yaparken; “Türkan Şoray mı güzel, Fatma Girik mi?” sorularıyla birbirimizin başının etini yerken, bir anda kendimizi ekranların içinde bulduk. Televizyon izlemek kimseye zararlı gibi gelmiyor değil mi? İnternet gibi koca bir canavar dururken, televizyon çok masum değil mi? Ya da Türkan Şoray hadi neyse de Fatma Girik’in gençliğini hatırlayan çok azdır falan…

Eskiler gereğinden fazla masummuş…

***

Aslında güzel günler yaşıyoruz. Tartışmalarımız değişti. “Sanal” bilgi seviyelerimiz arttı. Tabi aynı oranda sağlıklı bilgi seviyelerimiz azaldı.

McLuhan’ın “Küresel Köy” diye bir teorisi var. Buna göre, dünya artık bir köydür ve her yeni haber/bilgi, tıpkı köylerde olduğu gibi hızla tüm dünyaya yayılmaktadır.

Bildiğimiz dedikodunun teori bulmuş ve globalleşmiş hali.

Dedim ya sanal bilgilerle sağlıklı bilgi seviyelerimiz azaldı diye; her gördüğümüz bilgiye inanmamamız gerekir diye… Küresel bir köyle haline gelen dünyada sanırım bir bilinçlenme de söz konusu, ancak tehlikenin ne kadar farkında olduğumuz konusunda kararsızım. Bir hocam, “Sosyal medya tek başına darbe yapacak güce bile sahiptir” demişti. Dikkat etmek gerek, “kontrolsüz bilgi, bilgi değildir.”

***

Öte yandan bu bilgi kirliliği ile savaşan en görülür kişiler medya çalışanlarıdır bence.

Aslında bu dediğime inanmak istiyorum diye söylüyorum bunu.

En azından içinde bulunduğum kurumun bilgi kirliliğine karşı mücadelesi beni mutlu ediyor.

Bir kez daha söylüyorum; kurum olarak bilgi kirliliğine mahal vermeyiz. Görevimiz sadece “kamu”nun gözü, kulağı, sesi olmak.

Sanırım bunu ifade etmek içimi rahatlatacaktır.

Çünkü arkamızdan “Doğru öğrenin kardeşim” gibi cümleleri, özellikle kamunun bize kullanmamasını istediğimiz için, bu doğrultuda titizlikle çalışıyoruz.

Eyyy kamu, sen nelere kadirsin!

***

Bayram geliyor dedik. Malatya’da tüm Ramazan boyunca iftar programları vardı. Televizyon başından, sosyal medyadan takip ettim tüm programları… Hani sanal bir bilgi kirliliğine maruz kalmamak için teyyitler de gerçekleştirdim.

Gördüğüm tüm iftar programlarında takım elbiseli beyefendilerin iftar yaptıklarını gördüm.

Çoook küçük bir çocukken, bana Kur’an okumayı öğreten bir hocamdan şöyle bir cümle duymuştum: “Yoksulun karnını doyurun, zenginin değil.”

E tabi iftar çadırlarında vatandaşların karnının doyduğunu da gördüm medyadan ve sosyal medyadan. Bu konuyu sizin yorumunuza bırakıyorum; Allah’la kul arasına girilmez…

Umarım, tüm yoksullar iftar sofralarına muhteşem yemekler bulabilmişlerdir bu Ramazan’da.

***

Bu arada;

Dün , “BİR BİNA = ONLARCA MAĞDUR” başlıklı bir haberimiz yayınlandı. Battalgazi Belediyesi’nin bir projesiyle ilgili… Haber için bizi arayan ve tüm nezaketiyle bize açıklamada bulunan İsmail Demirci’ye saygılarımı iletiyorum. Medyanın bu hareketlere ihtiyacı var.

Vesselam…