Derbinin psikolojisi!

Abone Ol

Malatya ve Elazığ illeri arasındaki bazen tatlı, bazen hasut, bazen kıyaslamalı, çoğu zaman da spora dayalı rekabeti bilmeyen yoktur.

*

Bir birine hem doğudan hem de kuzeyden sınır iki komşu kentin, yıllardır süre gelen bu rekabeti hafta sonu bir kez daha zirve yapacak.

*

Elazığspor ile Y. Malatyaspor bir kez daha kendi camiasının yüzünü karar çıkartmamak için sahada olacak.

*

Bana göre her iki ilin kendi arasındaki bu karşılaşma, içinde oldukça önemli hikâyeleri barından bir buluşma. Olayı sadece maç gibi görmemek lazım. İlk olarak kesinlikle Türkiye’nin sayılı derbilerinden biri. Galatasaray ve Fenerbahçe maçı nasıl ki farklı iki yakanın buluşmasıysa, Malatya - Elazığ maçları da aynen öyle.

*

Fırat ve Kömürhan Köprüsü her iki şehir arasına farklı bir bağ koyuyor. Ve bu maçı daha da anlamlı kılıyor.

*

Bazen Bölge Müdürlükleri yüzünden bile bir birine kıyaslama yapan her iki ilin, yatırımlar konusunda da bir birini takip etmesi bile bu maçı sadece bir futbol karşılaşması olmaktan çıkarıyor.

*

Olayın bir başka penceresinde ise aradaki akrabalık ilişkileri var. Mesela Malatya’da bugün spor camiasının içinden birçok isim aslen ya da kısmen Elazığlı. Yine buna benzer güçlü bağlar var her iki şehir arasında. Kız alıp kız vermeler, iş nedeniyle günü birlik gidip gelmeler ve daha fazlası...

*

24 saat spor konuşan, Malatyaspor’u yazıp-çizen sevgili Mehmet Türel’in kıymetli eşi Baskilli mesela, Elazığlı yani. Yine ben hali hazırda Fırat Üniversitesi öğrencisiyim bir diğer taraftan. Elazığ Basın İlan İl Müdürü Murat Yürekli Malatyalı. Elazığ Emniyeti’nde, Sağlık İl Müdürlüğü’nde ve daha birçok yerde Malatyalı yöneticiler tanıyorum.

*

Her iki şehrin sosyal, kültürel ve coğrafik olarak bu kadar bir birine yakınlaşmasını artık sporda da sağlamalıyız.

*

Malatya – Elazığ Derbilerine her iki şehrin de taraftarları girebilmeli mesela. Olay çıkmadan, küfürler edilmeden maçlar bitebilmeli. Malatyalı oyuncu Elazığlı futbolcuya forma verebilmeli ya da onlar galip geldiğinde bizler takdir edebilmeliyiz. Bizler kazandığımızda onlar bizi kutlayabilmeli.

*

Geçmiş yıllarda yaşananları her defasında geriye sarıp, ‘önce onlar başlattı’ suçlayıcılığından vazgeçilmeli artık. Cesur kalemler çıkmalı, cesur dernek başkanları olmalı. Kulüpleri yönetenler dostluk için radikal kararlar almalı. Futbolcusu, taraftarı, basını daha iyi niyetli demeçler verip, ortamı yumuşatmalı.

*

Bunların dışında her türlü kinayeli espriler, derbi geyikleri, kazanmak ve kaybetmek üzerine stratejiler geliştirilmeli.

*

Kısacası her anlamda bu derbiyi küfür ve kaos gibi kısır çekişmelerden uzaklaştırıp, bir Türkiye markası haline getirebilmeliyiz. Bugün 8 milyar nüfuslu dünyanın yüzde 10’u nasıl ki Real Madrid – Barcelona maçını izleyebiliyorsa biz de ülkemizde bunu sağlayabiliriz.

*

Düşünün Malatya Arena Stadı bitmiş, 20 Bin Malatyalı, 5 Bin Elazığlı tribünde. Televizyonlar canlı veriyor milyonlar ekranları başında izliyor.

Ne dersiniz kötü mü olur?