Malatya bir deprem şehri. Bu coğrafyanın kaderi bu. Fay hatlarıyla iç içe yaşayan bir ülkede hâlâ “deprem ne zaman olacak?” sorusunu sormak, gerçeği görmemekte ısrar etmektir. Çünkü asıl soru bu değil. Asıl soru şu: Deprem olduğunda ne olacak?
6 Şubat’ta yaşanan felaket, bize acı bir gerçeği bir kez daha hatırlattı. On binlerce insan hayatını kaybetti. Aynı büyüklükte depremlerin yaşandığı başka ülkelerde ise binalar yıkılmıyor, insanlar ölmüyor. Demek ki mesele deprem değil. Mesele, hazırlık.
Bugün Malatya’da hâlâ tartıştığımız konulara bakın. Ağır hasarlı binaların orta ya da az hasarlıya çevrilmesi, “milli servet” denilerek riskli yapıların korunmaya çalışılması, günü kurtarmaya yönelik çözümler… Bunlar çözüm değil, sorunu büyüten adımlar.
Deprem dirençli bir şehir kurmak, sadece yeni bina yapmakla olmaz. Bu, yıllardır yapılan en büyük hatalardan biri. Bir kenti ayakta tutan yalnızca betonarme yapılar değildir. Yönetimiyle, altyapısıyla, ekonomisiyle, çevresiyle ve en önemlisi toplumsal bilinciyle bir bütündür şehir.
Düşünün; deprem olmuş, eviniz ayakta ama su yok, kanalizasyon çalışmıyor, yollar çökmüş, hastaneler hizmet veremiyor. Böyle bir şehirde yaşamak mümkün mü? O halde mesele sadece “başımızı sokacak bir ev” değildir. Mesele, yaşamın sürdürülebilir olmasıdır.
Bugün hâlâ vatandaşın önemli bir kısmı evinde en basit deprem tedbirlerini almıyor. “Bir şey olmaz” anlayışı, bu coğrafyanın en tehlikeli alışkanlığıdır. Oysa deprem, ihmali affetmez. Bugün olmaz, yarın olur; ama mutlaka olur.
Burada sorumluluk sadece devlete ya da sadece vatandaşa ait değil. Bu bir ortak akıl meselesidir. Devlet, altyapıyı, denetimi ve planlamayı doğru yapmak zorunda. Vatandaş ise bilinçli olmak, talep etmek ve denetlemek zorunda.
Çünkü deprem dirençli şehir, sadece mühendislik değil, aynı zamanda bir kültür meselesidir.
Eğer bu kültürü oluşturamazsak, her depremden sonra aynı acıları konuşmaya devam ederiz. Aynı cümleleri kurar, aynı ihmalleri tekrar ederiz.
Ve en acısı, kaybettiklerimizin ardından yine aynı soruyu sorarız:
“Bu kadar can kaybı neden oldu?”
Oysa cevabı çoktan biliyoruz.