Geçtiğimiz şubat ayında 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak depremlerin ardından başta Malatya olmak üzere Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay çok büyük yıkıma uğradı. Bu depremlerde 100 binleri aşkın bina ağır hasar, acil yıkılacak ve yıkılacak olarak raporlanırken, 50 bini aşkın vatandaşımız da hayatını kaybetmişti.
Ülkemiz jeopolitik konum açısından bakıldığında ve Anadolu’nun büyük bir bölümü 2. derece deprem kuşağında yer almakta. Geçtiğimiz Şubat ayında yaşanan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki deprem felaketlerinin ardından depremin etkilerini azaltma adına başta çocuklara deprem gerçeğini aşılama ve deprem anında yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenleri bilmek hayati önem arz etmekte.
Her ne kadar depremin oluşturabileceği hasarların en aza indirgemenin en etkili yolu depreme dirençli yapıların yapılması olsa da bir diğer önemli nokta insan psikolojisi olmakta. Özellikle yaşanan deprem fırtınalarından sonra, depremi yaşayan depremzede çocukların ve insanların psikolojik olarak sorunlar yaşandığı görülmekte. Uzmanlar ise olası bir depreme karşı, özellikle daha önce depremi yaşamayan çocuklara deprem gerçeğinin uygun bir dille anlatılması gerektiğini söylüyorlar.
Uzamanlar çocuklara depremi anlatırken çocuğun yaşına ve gelişimsel seviyesine uygun bir dille anlatılması gerektiğini ve deprem anında neler yapılması gerektiği konusunda eğitilmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Çocukların bilinçlendirilmesinden önce en önemli nokta ebeveynlerin de bir o kadar soğukkanlı ve bilinçli olmaları önem arz etmekte. Çünkü deprem anında ne yapılacağını bilemeyen bir ebeveynin o an sağlıklı davranış sergilemesi beklenmemekte.
Çocuklara deprem bilinci aşılandığı zaman olası bir depremde ne yapması gerektiğinin de öğretilmesi bu konuda da bilinçlendirilmesi gerekmekte. Peki deprem anında yapılması ve yapılmaması gerekenler neler, işte detaylar:
“Olası bir deprem esnasında yapılması gerekenler ve uygulanması gereken kurallar sağlandığı takdirde can kaybı en aza indirgenebilir. Yapılan araştırmalara göre yaşanan depremlerden kaynaklanan kayıpların çoğu insanların deprem esnasında dışarı çıkmaya çalışmaktan kaynaklandığını göstermekte. Halk arasında kapı kirişlerinin altında, yanında durmanın güvenilir olduğu algısı var ama bu yanlış. Kapı kiriş ve yanlarına geçildiği takdirde can güvenliği sağlanmaz tam tersi riske atılmakta. Yapılması gereken en temel şey cam, pencere, dış cepheye bakan duvar, kapı ve devrilme tehlikesi olabilecek bütün her şeyden uzak durulmalı. Deprem anında koltuk kenarları, yataklar, bazalar gibi dolu sandık gibi kısacası binanın çökme anında üst duvarların sıkıştıramayacağı yerlerde çök-kapan-tutun yapılarak durulmalı. Ayrıca en önemli noktalardan biri de deprem sarsıntılarının bitmesini beklemek olacak aksi takdirde merdivenlere ve çıkışlara doğru koşmak can kaybı riskini arttırmakta.”