Asrın Felaketi’nin üzerinden iki aydan daha uzun bir süre geçti. Çok ağır bir enkaz bırakan depremlerin insanların psikolojisi üzerine etkisi de yine çok ağır oldu.
Malatya’da tanıdığımız, gördüğümüz insanlar neredeyse üçüncü ayını dolduran depremi halen atlatamadı. Zaten bu felaketi yıllarca unutmak mümkün olmayacak gibi.
Çevremden duyuyorum; başka şehirlere, depremin olmadığı yerlere giden insanlar bile evde çocukların koşmasından, çıkan seslerden korkuyor, “ Deprem mi oluyor?” diyor.
Sadece o değil, durup dururken insanların başı dönüyor ve aynı tepkiyi veriyor. Bunun psikolojik anlamda birçok açıklaması var. Ama halk dilinde travma, korku, endişe, ağır süreç gibi ifadeler tam olarak buna neden olarak sayılıyor.
Çok ciddi bir travma atlattık. 6 Şubat gecesi ve sonrasında duyduğumuz çığlıklar halen kulaklarımızda. Enkaz altında çıkarılan çocukların dehşet dolu ifadesi halen gözlerimizin önünde. Günahsız bebeklerin cesetleri halen canlılığını koruyor. Kim unutabilir ki bunları! Zaten unutmak başlı başına bir problem.
Bunun için kişilere psikolojik tedaviyi önermekte hiçbir sakınca yok diye düşünüyorum. Çünkü bu travmaları atlatmak veya onlarla yaşamak çok zor olacak. Hem kendimize hem de çevremize zarar bile verebiliriz. Elbette geçecek, bunun için zaman gerekiyor ancak bazı insanların çok ciddi bir hal aldığını düşünüyorum.
Nitekim hasarsız evine giremeyeni, girince çığlık çığlığa kaçan insanların olduğunu duyuyorum. İşte bu gerçek bir tedaviyi gerektirir. İhmal, daha da beter hale getirebilir.
Öte yandan ben duanın çok etkili bir ilaç olduğunu düşünüyorum. Dua edin. Bugünlerin geçeceğine gönülden inanın. 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde hayatını kaybedenlere ve yakınlarına da dua edin. Size vereceği huzuru hissettiğinizde daha da çok dua etmek isteyeceksiniz.
6 Şubat sadece binaları değil psikolojimizi de tarumar etti. Bunun altından sağlıkla kalkabilmek ümidiyle…