Deprem...

Abone Ol

Ben 2005’de Malatya’dan ayrılırken bahçeli müstakil bir evimiz vardı.

Sancaktar mezarlığı bahçemiz gibiydi...

Evin tavanı ağaçtı deprem olsa kurtulma şansımız çok yüksekti.

Deprem oldu da ama o ev başımıza yıkılmadı...

Lüks evler kanalboyunda idi..

Oralar hep aydınlık bizim oralar karanlıktı.

Oralarda kaldırımlar vardı.

Bizde yollar dardı.

Karakavak oldu, Fahri Kayhan 

Ultra lüks koca koca evler yapıldı.

Kapılar da güvenlik site içinde türlü türlü özellik...

Mektep okumayanlar oldu müteahhit, okuyanlar da yalan dolan ile uyuttu milleti...

Bu koca "SÜSLÜ TABUTLARI" yapanlar ve buna müsaade edenler oldu birer "CELLAT"...

Elindekini avucundakini bu iblislere verenler ise toprak...

Oysa bilimde ilimde bas bas bağırıyordu; ‘bu toprakların altında fay hattı geçiyor’ diye. 

Buna rağmen katiller onca insanın hayatını aldı. 

Her şey bu kadar açık ve net iken yarın "Kader Alın yazısı" ile binlerce insanımız toprağa vereceğiz.

İsyan ediyoruz neden?

Allah akıl fikir vermiş. Peygamber “oku” demiş neyin isyanı bu?

İş işten geçtikten sonra binlerce can toprak olduktan sonra...

"KADER" "ALIN YAZISI" deyip Yetim kalmış yavrusunu kaybetmiş insanlarımızın acılarını mı dindireceğiz?

Allah rızası için,

Özellikle deprem bölgesinde yüksek binalara müsaade etmeyin izin verseler dahi o evleri satın alıp kendi kaderinizi alınyazınızı karanlık çizmeyin.

Başta Malatya Büyükşehir olmak üzere depremde büyük yıkım yaşayan kent yetkililerine iki lafım var. Doğa acı tebligatı size verdi ya bu mektubu iyi okursunuz yada daha çok acı tebligatlara katlanırsınız.

Haaa bu arada 1980'lerde yapılan evimiz hasarlı ama içinde oturanların başına yıkılmadı şükür hala ayakta...