Değişen hava, değişen insan, zarar gören doğa

Geçen gün güneşin altında yürürken bir şey fark ettim; Terlemek artık eskisi gibi değil, yani sadece sıcaklık değil bu, sanki dünya bize kızıp öfkelenmiş gibi. Ya da bizler çok fazla yanlış bir şey yaptık bu sıcaklık doğanın bize sessizce attığı bir yumruk.

Abone Ol

Son zamanlarda iklim krizi sözlerini çok duyar olduk ki, anlamı neredeyse bu sıcaklıklarda eriyip buharlaştı. Oysa eriyen buzulların, yükselen deniz seviyelerin ve orman yangınlarının artması aynı zamanda değişen insanın, alışkınlıklarıyla birlikte dönüşen ruh halinin hikayesi.

Artık yazları kimse dışarı çıkmak istemiyor, çocuklar sokaklarda yok, kışın gelmesi için gün sayar olduk. Ama bu karmaşa içerisinde sadece hava değil. İnsanlar da tuhaflaştı. Yorgun, tahammülsüz, aceleci… Belki de içimizdeki mevsimler de değişiyor fark etmeden.

İklim krizi, sadece fiziksel değil, psikolojik de bir mesele. Sürekli gelecek hakkında felaket haberli duymaya başladık 2030 de şöyle olacak tarzında uyarılar ve kaygılar üretilmeye başladı. Ve tuhaf bir şekilde kaygılar gerçekleşecek gibi duruyor. Çünkü zihnimiz gerçeği gördükçe sorgulamaya başlıyor. Ama sürekli sorguladıkça bir tık umursamazlığa doğru yol almış gidiyoruz.

Bir şeyleri değiştirmek mümkün gibi duruyor. Belki büyük politikaları biz yapamayız ama küçük alışkanlıkları biz başlatabiliriz. Örneğin bir pet şişeyi almayarak ya da bir hayvana zarar vermeyerek veya doğadaki tüm sesli sessiz canlılara zarar vermeden yaşayarak bir şeyleri değiştirebiliriz. İnsanlar artık biraz değişmeli bu kadar tuhaflaşma yeterli artık düzelme vakti geldi…

Hava değişiyor, iklim değişiyor, ama insan değişecek mi belki bu sorunun cevabını aramalıyız.