Değişen dünyada yeni dengeler

Abone Ol

Dünya sürekli değişim ve dönüşüm yaşıyor. Teknoloji, bu işin başını çekiyor. Her teknolojik değişim yeni bir alan açmaktadır.

Değişen Dünya düzeninde küresel güç savaşları kendini iyiden iyiye hissettiriyor. Devletler arasın da aleni olmasa da gizliden gizliye bloklar uluşturulmaktan geri durulmuyor.

Küresel güç konumunda olan ülkeler; ABD, Rusya, Çin, İngiltere vs.  yeni dünya denkleminde bloklarını ve saflarını çoğaltmak için  sürekli arayış içindeler.  Bu denklemde bende varım deyip,  aktör olmak isteyen Türkiye her alanda varlığını iyice hissettiriyor. Bu var olma mücadelesi kendini yegane varis olarak gören ülkeleri rahatsız ediyor.

Birinci ve ikinci Dünya Savaşları için zemin hazırlama, 7-8 yıl önceden bloklar oluşturulmuştu: İhtilaf ve ittifak ülkeleri olarak…

Yeni dünya düzeninde kendini hissettirmeye çalışan denklemin  bir ucunda Rusya, Türkiye, İran, Çin  diğer Asya ve Ortadoğu ülkeleri varken, karşı taraf  blok ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri…

Türkiye ABD ile Nato ittifak ülkesi olmasına rağmen sürekli ABD tarafından düşmanca tavırlara maruz kalıyor. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde YPG,PYD ve PKK terör örgütlerini silahlandırıyor. Terör örgütlerine askeri eğitim veriyor. Terör devleti olan İsrail’e şartsız destek veriyor.

Türkiye ise tüm bu adaletsizlikleri bildiği için uluslararası platformlarda adalet ve barış vurgusu yaparak ‘’Dünya beşten büyüktür’’ çıkışı yapıyor. Bunları yaparken ABD’nin dünyaya ‘’demokrasiyi hakim kılacağız’’ çıkışı altında emperyalist bir hesap olduğunu biliyor.

Türkiye’nin ‘’Mavi Vatan’’, ‘’Türki Cumhuriyetler’’, ‘’Suriye ve Irak sınır güvenliği’’, ‘’Afrika açılımı’’, Filistin-İsrail savaşı’’nda garantör ülke olma isteği  gibi hamleleri batı bloğunu özellikle ABD ve Fransa’yı oldukça rahatsız ediyor.

İran Sürekli İsrail’i tehdit ederek Rusya ABD ve batı ülkelerinin açılımlarına  takoz oluyor.

En son ABD öncülüğünde yeni ticaret yolu hesapları Türkiye’nin İsrail ve diğer ülkeler ile yakınlaşması ABD’yi oldukça rahatsız etmiş olmalı ki, Filistin-İsrail savaşını başlattı.

ABD  kendi ülkelerindeki hainleri bulur öldürür. Diğer ülkelerin hainlerini bulur kullanır. Bu strateji ABD’nin var olma sebebi haline gelmiş.

Yaşananlara baktığımızda hiç kimsenin derdi Filistin, İsrail, Masum çocuklar, siviller ve soykırım değil…

Küresel güç olma hevesleri…

Yeni ticaret yolları, yeraltı kaynakları, enerji koridorları gibi hedefler her ülkeyi yeni hamlelere itiyor.

Asıl meselenin Gündemde olan ‘’Ben Gurion Kanalı’’ olduğu kuvvetli bir argümandır.

İsrail rejiminin, Süveyş’e alternatif inşa etmeyi planladığı Ben Gurion Kanalı, Gazze-Aşkelon bölgesinden Kızıldeniz’e uzanan 260 kilometrelik bir koridor niteliği taşıyor. Küresel enerji ve ticarete yeni güzergâh çizecek Ben Gurion Kanalı, aynı zamanda Süveyş’ten yıllık milyarlarca dolar kazanan Mısır için de ekonomik, ticari yıkım anlamına geliyor.

ABD ve ortakları ölen sivil ve çocuklar sarı saçlı mavi gözlü olunca soykırım; Filistin ve mazlum coğrafyası olunca İsrail kendini savunuyor demeyi utanmadan haykırıyor. Her daim demokrasi ve insan haklarının savunucuyuz diyen ikiyüzlü batı söz konusu  terör devleti İsrail çocuk öldürünce ‘’kendilerini savunma hakları vardır’’ diyor.

İslam coğrafyası ise Türkiye ve İran dışında diğerleri katliamlara cılız bir ses ile karşı çıkıyorlar. Azerbaycan ise kuvvetli bir çıkış yaparak Filistin’in yanında olduğunu beyan etti.

ABD ve havarileri İsrail’e yığınak yaparak karşı tarafın bloğuna göz dağı verme gayretindeler. Rusya ve Çin ise karşı hamlelerini yaparak savaş gemilerinin rotalarını bölgeye çevirmiş durumdalar.

İran ise ABD’nin Suriye’deki üslerine füze attı. Türkiye’nin ‘’Adil bir barışın kaybedeni olmaz’’ çıkışını yaparak Osmanlı bakiyesi ile ‘’Garantör ülke olma’’ çıkışı yayılmacı ve emperyalist güçlerin hafızalarını karıştırmış durumda..

Türkiye olası bir bölgesel savaşta Irak ve Suriye sınırlarını terör örgütlerine karşı güvene alma hamlelerinden geri durmuyor. Adımlarını sağlam atarak haklının yanında olmaya devam ediyor.

Fransa ise Türkiye’nin Afrika açılımında büyük bir hayal kırıklığı içinde… Askerlerini bölgeden çekmek zorunda kalıyor. Bu gidişat Avrupa ülkelerinin ekonomilerini çok etkileyecek bir durum…

Gelecek zaman neleri getirir neleri götürür hep birlikte takip edeceğiz lakin değişen yeni dünya düzeninde bloklar ve saflar kaçınılmaz olacak …

Mazlum coğrafyasında soykırım ve katliamlara sessiz kalan her kim varsa o ateş bir gün kendini yakacak. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar zulme seyirci kalıyorlar, ve ne acıdır ki, islam ülkelerinin çoğuda sessiz tiyatro oynuyorlar.

Öyle anlaşılıyor ki, batı bloğu Asya ve Ortadoğu bloğuna yenik düşecek…

Batı bloğu aktörleri ABD, Fransa ve İngiltere başı çekecekler; Asya ve Ortadoğu bloğu aktörleri ise Rusya, Çin, Türkiye…

Değişen dünyada dengeler enerji, ekonomi, ticaret yolları merkezli şekillenecek…

Filistin- İsrail savaşı sadece bir kıvılcım vazifesi görecek… hatta üçüncü dünya savaşı kaçınılmaz olabilir… Temenni edelim ki, barış ve huzur iklimi  yeni dünya düzeninde dengeleri etkilesin… Aksi halde mazaallah büyük felaketler kaçınılmaz olacaktır.

Umarım ve temenni ederim ki, kurulan dengeler bir dinler savaşına sahne olmasın…

Hiç kimsenin derdi ne Ukrayna ne de Filistin… küresel güç olma mücadelesidir hwerkesin derdi…

Türkiye’yi müstesna tutmak gerek…