DEDİKODU

Dedikoduyu, “başkalarının yüzüne karşı yapılamayan olumsuz ifadelere” dedikodu diyebiliriz.

Abone Ol

Dedikoduyu, “başkalarının yüzüne karşı yapılamayan olumsuz ifadelere” dedikodu diyebiliriz.

Türkiye’de dedikodu hemen hemen hayatın bir parçası haline gelmiştir. İnsanlar tanıdıkları veya tanımadıkları hakkında sabırsızca ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yöneticilik yaptığım dönemde, ücretinden rahatsız olan çalışanlara şöyle derdim; “tamam senin ücretini yükselteceğim, ama aynı zamanda tüm çalışanların ücretini de yükselteceğim”. Bu ifademi takiben çalışan “hayır, zam sadece bana yapılmalı”, derdi. Görüldüğü gibi bollukta değil de yoklukta eşitlenmek Türk toplumunun vazgeçemediği bir prensiptir.

Türk insanının Facebook veya Whatsapp’ta saatlerini geçirmesini dedikoduyu sevmesine bağlayabiliriz.

Galiba, Türkiye’de dedikodunun fazlaca yapılmasını, tartışma kültürünün olmamasına, insanların açıkça konuşmaya meyilli olmamasına, siyasi parti ve liderlerini eleştirememelerine bağlayabiliriz.

Şimdi dedikoduyla ilgili tespitlerimi sıralamak istiyorum;

Dedikodunun şartları zaman içerisinde değişmektedir. Eskiden bir gelinin pantolon giymesi şiddetle eleştirilirdi. Ama günümüzde kadınların tamamı pantolon giyiyorlar (Yeri gelmişken söylemeliyim ki, pantolon Türklerin insanlığa bir armağanıdır).

İnsanlar riskli bir durumla karşılaşmamak için, ilk önce dedikoduyu birkaç kişi ile paylaşmaktadırlar. Onların tepkisine göre, dedikoduyu ilk planladıkları gibi veya değiştirerek yapmaktadırlar.

Fısıltı gazetesi, ezilenlerin ezenleri eleştirmeleri için önemli bir araç olmaktadır. Ne de olsa dedikodu sonrası tutuklanabilirler, işsiz kalabilirler veya dışlanabilirler.

Dedikodu, bazen korku salmak veya itibar artırmak amacıyla kişinin kendisi tarafından da yapılmaktadır.

Dedikodu, insanlar bireyselleştikçe baskısını azaltmaya başlamıştır. Artık, insanlar dedikodulara karşı kulaklarını tıkayabiliyorlar.

Dedikodu denilince insanın aklına kadınlar geliyor…

Kadınlar güç kazanmayı ve arkadan dolanmayı sevdikleri için dedikodu yapmaktadırlar. Bir de kadınlar, açık açık çatışmadan kaçındıkları için dedikodu yapıyorlar.

Kadınların diğer kadınların fizikleri veya iffetsizliklerini anlatarak dedikodularını söyleyebiliriz.

Kadınların dedikoduya bakışını söyledikten sonra erkeklere de değinmek gerekiyor…

Her şeyden önce, erkeklerin dolu, kadınların boş konuştuğunu ifade edebiliriz.

Erkekler, toplum ne düşünüyor diye düşünmediklerinden dedikoduyu daha az yapmaktadırlar.

Ayrıca, erkekler kendilerini ifade etmekten çekinmiyorlar da.

Erkekler, birbirleriyle rekabet ederlerken veya bir sorunu çözmek amacıyla dedikodu yapabiliyorlar.

Son olarak, isterseniz dedikodunun şartlarını gözden geçirelim;

1.Dedikodu esnasında, çekiştirilen kişi orada olmamalıdır,

2.Dedikodu gizli yapılmalıdır,

3.Dedikoducu, itiraz eden dinleyiciyi sevmez,

4.Dedikoduya mutlaka yorum katılmaktadır,

5.Dedikodu namusla ilgili olduğunda müşterisi artmaktadır,

6.Dedikodu genelde toplumun değerlerini sağlamlaştırmak amacıyla yapılabilir,

7.Dedikodu, dedikodusu yapılan kişiye kara çalmak ve dedikoducunun itibarını artırmak amacıyla yapılabilir,

8.Dedikodu, dedikoducunun yerini sağlamlaştırmak için yapılabilir,

9.Dedikodu, üstü kapalı yapılmalıdır,

10.Dedikodu zengin fakir herkes tarafından yapılabilir,

11.Dedikodu, dedikoducunun çıkarlarına zarar vermeden yapılır,

12.Dedikodu toplumun çıkarlarına zarar veriyorsa dedikoducuya hain denilmektedir.

İşletme yöneticileri belirli bir ölçüye kadar, özellikle kendi kontrollerindeyse dedikoduya izin vermektedirler.

İnsanlar eleştiriye aldırmadıklarında ve özellikle başarıya ulaştıklarında dedikodu konusu insanı ayakta alkışlamaktadırlar.

Bazı insanların canını acıtsa bile, dedikodudan vazgeçileceğini sanmıyorum.