Cumhurbaşkanı’nın hatırlattıkları

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Malatya mitinginde Yeni Malatya Stadyumu ve spor tesisleriyle ilgili konuşurken bir an geçmişe gittim.

Ne tesis, ne spor salonu, ne de malzeme…

Hangi partiye oy verirseniz verin, hangi görüşten olursanız olun önemli değil. Burada geleceğimizin teminatı gençleri de yakından ilgilendiren, ülke sporumuzun daha sağlam temeller üzerine oturtulması noktasında önem taşıyan bir konudan bahsediyoruz.  

Ben şahsen son 10 yıldır spor tesislerine yapılan yatırımları oldukça kayda değer ve de umut verici buluyorum.

Malatya özelinde yapılan tesisler bile nerden nereye geldiğimizin en açık göstergesi.

Yeni stadyum, ilçe spor salonları, merkez spor salonu, olimpik havuz, ilçe sahaları, merkez sahaları, tenis kortları, atletizm pistleri vs.

Bu yatırımlardan Anadolu’daki şehirlerin de faydalanması spordaki rekabet ortamını daha çekişmeli hale getirdi.

İşte en yakın ve de gözümüzün önündeki canlı örneği, Yeni Malatyaspor.

5 yıldızlı otel konforundaki tesisleri ve yeni stadyumuyla bugün Süper Lig’in parlayan yıldızı durumunda.

Bu tablonun yansımasını bu sezon takımın sportif başarısında da görmek mümkün aslında.

İşte bu yüzden şehrimizin geçmişteki spor tesisleri envanterini bilmeyen ya da unutanların,  bugün 27 bin 44 kapasiteli yeni stadın merdivenlerini ya da şehir merkezine olan uzaklığını takıntı haline getirmelerini şaşırarak izliyorum inanın.

SADIK VE KHALİD ÜZERİNDEN VURANLAR

Yeni Malatyaspor’daki son 6 haftalık düşüş birlerini yine saldırıya geçme konusunda oldukça iştahlandırdı.

Ellerindeki en büyük argüman da ‘devre arasında gidenlerin yeri doldurulmadı’ tezi.

Gidenler kim Sadık Çiftpınar ve Khalid Boutaib.

Zaten bu adamları stada gelenlerin yarısı beğenmediği için her maç sonrası yerden yere vurmuyor muydu?

Hatta Khalid iki kez tepkilere dayanamayıp saha içerisinde tribünlerle atışmıştı da sonradan hocası onu kızağa çekerek bu tepkiyi bir nebze olsun dindirmişti.

Sadık zaten geldiği günden beri bir kesim tarafından gerek ayaklarını kullanamayışı, gerekse de pozisyonlara gereksiz aksiyonlar katması nedeniyle ‘canlı el bombası’ yakıştırması yapılarak beğenilmiyordu.

Bence düşüşün birden çok nedeni var.

Bunlardan en başta geleni sakatlık sayısının bir anda patlaması ve aynı sürece denk gelmesi.

Diğeri ise hedefsiz bir takım durumuna düşmemiz.

İlk yarıyı bitirdiğimiz yer,  bizi o kadar rüyalar aleminde gezinir hale soktu ki, hedef konusunda nasıl bir strateji izleyeceğimizi bilemez, dışarıya ne mesaj vereceğimizi kestiremez olduk.

Bu durum da haliyle takımın en büyük silahı olan mücadele gücüne yansıdı.

Bir diğer nedeni de kupaya yoğunlaşmamız ve haklı olarak o kulvarda ilerleme istediğimiz.

Bence düşüşün ana etkenleri bunlar.