Çöken Türk futbolu ve Altınordu mucizesi

Gerek kulüpler, gerekse milli takım bazında Türk futbolunda işlerin çok iyi gittiği söylenemez...!

Abone Ol

Gerek kulüpler, gerekse milli takım bazında Türk futbolunda işlerin çok iyi gittiği söylenemez…!

Diğer Avrupa ülkelerinin toplam nüfusu kadar bizim genç nüfusumuz olmasına ve ciddi paralar harcamamıza rağmen Avrupa’daki son başarımız yaklaşık 20 sene önceydi…

Bu da paraların çok yanlış ve bilinçsiz harcandığının kanıtı değil mi?

Futbol kulüplerimiz paraları o kadar hoyratça harcıyorlar ki…

Bilseniz şaşarsınız…

İşte bu yüzden

TÜRK futbolu çöküşte falan değil. Resmen ve alenen çökmüş durumda!

Ama doğru işler yapan, ufak ufak adımlarla büyüyen ve Türk futboluna gelecekte umut vadeden takımlarımız da yok değil! Bu takımlardan en göze batanı Altınordu…

Mehmet Özkan’ın Başkanlığı gelmesinden sonra yani 2012’den sonra bir devrim yaşayan kulüp, adını Türkiye’ye duyurdu.

Altınordu felsefesi ve prensipleri olan bir kulüp…

Kulüp sadece futbolcu yetiştirmeyi amaçlamıyor. ‘İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu’ sloganıyla hareket ediyor. Bir diğer mottoları ise ‘Altınordu sadece bir futbol kulübü değil, aynı zamanda bir futbol eğitim kurumudur.’

Bunlardan da anlayacağınız üzere Altınordu’nun ilk hedefi başarı değil, futbolcu yetiştirmek. Zaten kendilerini de ‘Profesyonel futbolcu yetiştiricileri’ olarak tanımlıyorlar.

2012’den sonra altyapıya ve tesisleşmeye önemli yatırımlar yapıldı. Şu an Altınordu’nun 4 farklı merkezde tesisi bulunuyor.

Bu tesislerde yer alan onlarca saha, FIFA sertifikalı çimlerle döşendi. İyi futbolcu iyi sahada yetişir diyen Başkan Mehmet Özkan, antrenman sahalarını Türkiye’de birçok kulüpte olmayan kalitede çimlerle döşetti….

Bu tesisler haricinde 78 tane de futbol okulu açıldı…

Bunlarda binlerce genç eğitim görüyor. Kulübün altyapı organizasyonu bunu çok net gözler önüne seriyor. Çocukları 6 yaşından itibaren eğitmeye başlıyorlar. Üstelik kulüp bünyesindeki çocuklar sadece İzmir’den de değil. Çevre illerden binlerce çocuk Altınordu bünyesinde eğitim görüyor. Bu çocuklar altın, gümüş, bronz diye sınıflandırılmış. Yetenekli çocuklar tespit edilip piramidin bir üst bölmesine transfer ediliyor ve sistem bu şekilde yürüyor.

2020 rakamlarına göre bu piramitte 9000’e yakın çocuk var…

Velhasıl, Türk futbolunun çok üstünde kurulan muazzam bir yapılanma söz konusu…

Antrenman sistemleri de klasik antrenman sisteminden farklı… Beyin merkezli eğitim’ yapıyorlar. Beynin sağ ve sol lobunu birlikte kullanmayı öğrenen futbolcular sahadaki problemleri daha kolayca çözüp bu sayede performanslarını çok daha fazla yükseltebiliyorlar…

Belçika’dan gelen ekip, antrenörlere eğitim veriyor ve gençlerin gelişimi sağlanıyor.

İş sadece yatırımda bitmiyor. Zihniyet de çok önemli. Altınordu başkanı Seyit Mehmet Özkan kesinlikle üst takıma yabancı futbolcu transfer etmiyor. Özkan, yabancı futbolcu oynatmayı, altyapıdan gelen çocuklara güvensizlik olarak yorumluyor.

Bu konuda çok dediğim dedik ve kesin kararlı…

Messi bile gelse, bir sene bedava oynamayı teklif etse bile bunu kabul etmem diyor….

Şimdiye kadar Türk futboluna kazandırdıkları en büyük üç yetenek Cengiz Ünder, Berke Özer ve Çağlar Söyüncü. 20 yaşındaki Cengiz Ünder, geçtiğimiz günlerde de Başakşehir’den Roma’ya 15 milyon Euro bedelle transfer oldu. Altınordu, anlaşma gereği Cengiz’in transferinden 4 milyon Euro pay aldı. Bu paranın çok büyük bir bölümü Torbalı’daki altyapı tesislerine ve 2 yeni sahanın yapımına harcandı…Ve kuşkusuz harcanan paranın kat kat karşılığı yeni futbolcular yetiştirerek alınacak…

Oyuncu satarken büyük bonservis bedelleri almasalar da sözleşmeye ‘bir sonraki transferden pay’ maddesini kesin ekletiyorlar.

Çünkü oyuncularına güvenleri tam…

Darısı diğer kulüplerimize özellikle Malalatya’ya…

Taşıma suyla değirmen dönmez…

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…