Anlaşılan o ki zar zor çıktığımız Süper Lig’deki ilk sezonumuz da ‘ahlar vahlarla’ geçecek.
Baksanıza yine aynı teraneler, yine aynı senaryolar…
Demek ki biz sadece kağıt üzerinde Süper Lig’e yükselmişiz, kafalar hala amatör küme!
Yahu Allah aşkına cevap verin, biz neden acemiliğin, iş bilmezliğin, beceriksizliğin dibini bu kadar zorluyoruz?
Ama ne yaparsın, bu kadar büyük yanlışlar silsilesinin sezon başı birbirini takip ettiği bu kulüp, bakın görün yine sezon sonu herkesi şaşırtacak.
Yalnız bu sefer ligin kalitesi bu acemlikleri kaldırmaz onu peşin peşin söyleyelim.
Burası Süper Lig!
Ne amatör zihniyet yöneticileri, ne başkanları işinden, aklından etti bu lig!
Görünen o ki, ‘dakika 1 gol 1’ tuhaflığıyla attık bu ligin kapısından adımımızı içeri.
Takımın TFF 1.lig’den Süper Lig’e yükselmesinde emeği olan hoca ile yollar ayrıldı, doğrumuydu, sonuna kadar doğruydu…
Nedeni herkesin malumu: Sezon içerisinde yönetim ve taraftar ile çeşitli sıkıntılar yaşamış ve bu sıkıntılarla yıpranmış bir teknik heyetle yola devam edilmesi akıllıca bir karar olmazdı.
Peki gelelim sonrasına…
Sonrasında ne oldu?
Ne mi oldu, bizim yönetim yine kimseyi yanıltmadı ve daha akıllıca yürütülmesi çok kolay ve basit olan teknik heyet belirleme sürecini sulandırdı da sulandırdı!
‘Efendim, listemizde şu şu isimler varda…’ eee, ‘Biz şu şu isimlerle görüşüyoruz da…’ eee, ‘işte en yakın zamanda açıklayacağız…’
Biz söz var ya, ‘konuşmasam olmuyor, sussam gönül razı değil’ diye, ama benim gönlüm üzerine topla tüfekle gitsen de susmaz ki!
Şahsımın da bir ara gazetecilik refleksiyle ‘Sergen Yalçın Malatya’da’ spotuyla haberleştirdiği bu keşmekeş teknik heyet denkleminin aslı nedir biliyor musunuz, anlatayım da öğrenin…
Şimdi bu bizim çok kurnaz ve strateji dehası yönetimimiz güya önce bir zemin yoklaması yapıyor, daha sonra nabza göre şerbet veriyor.
Ne denildi…
Bülent Korkmaz ve Sergen Yalçın listemizde ama ikisiyle de ne görüştük ne de anlaştık.
Yalan, külliyen yalan…
Başkan bizzat görüşmese de kulübün anahtarını cebinde taşıyan önemli zat, menajer Ersin Güreler bu isimlerin menajerleriyle görüştü.
Ama bu görüşmeler sadece ‘piyasaya bir bakma’ amaçlı idi!
Asıl hoca taa en başından belliydi…
Ertuğrul Sağlam!
Görüşülüp, anlaşılmıştı… Lakin bu anlaşmanın resmiyete dökülmesinin önünde kocaman bir engel vardı.
Ertuğrul Sağlam’ın piyasada üzerine yapıştırılmaya çalışılan o malum yafta.
Adam açık yürekli bir şekilde her zaman söyledi, ‘Bu ülkede kim ne kadar bu vatan hainlerine sempati duydu ise ben de zamanında o kadar duydum’ diye. Ve daha sonra Cumhurbaşkanımızın da olduğu futbol ailesinin bir toplantısına katıldı. Hem bu ülkede hukuk var, adalet var, eğer işlenmiş bir suç ya da bu hainlerle bir göbek bağı tespit edilmiş olsa, adam bugün tıpkı vatan hainleri Arif ve Hakan gibi gavur ellerinde kaçak yaşardı.
Ama bizim yönetim bu durumdan bile ödü koptuğu için kıvış kıvış sağa sola dönüp durdu, nasıl etsem, nasıl söylesem diye.
‘Acaba sayın belediye başkanımız ne der, acaba milletvekillerimiz ne der’ korkusu yüzünden bir futbol piyasasına daha lig başlamadan rezil olduk.
Böyle bir sancın olacaksa, ta en başından ya bu pazarlığa düşmeyeceksin, ya da mertçe çıkıp ‘bizim hocamız Ertuğrul Sağlam’ diyeceksin.
Yönetim hoca arayışı sürecinde büyük bir acziyet tablosu koydu ortaya… Ve ne yazık ki bu tablonun devamı niteliğinde de henüz ortada hoca yokken, ismi geçen sezon TFF 1.Lig için de geçen menajer kazığı futbolcular birer ikişer transfer edilmeye başlandı.
Ne diyelim, Allah sonumuzu hayır etsin.
Kafamdakileri satırlara döktüğüm vakitlerde henüz bir anlaşma ya da imza yoktu… Büyük bir mucize olmaz ve yönetim veto yemez ise Ertuğrul Sağlam Malatya’ya hayırlı olsun.