Çiftçisin sen çiftçi kalma!

Abone Ol

Kaç gündür haberlere bakıyorum, kayısı ile ilgili yapılan yorumlara, değerlendirmelere bakıyorum, ziraat odalarının yaptığı açıklamaları okuyorum…

Vekillerin, siyasilerin açıklamalarına bakıyorum kaç gündür…

Kayısı üreticisi olan bir babanın oğluyum ben ve bu açıklamalara gelmeden biraz bilgi aktarayım.

Kayısı meyvesini diğer meyvelerden ayıran en büyük özellik, çok işlemden geçmesidir.

Hem işçiliği fazladır hem de çok evresi vardır.

Yani, dalında koparılan kayısı meyvesi yaş satılmadığı sürece, ki Malatya kayısısının büyük bir bölümü “kuru kayısı” olarak satılır ve kuru kayısının çiftçi tarafından bir işletme sahibi gibi kayısıyı işler.

Fabrikasyon çiftçi türü diyebiliriz Malatya çiftçisine…

Çünkü, ihracatçıya ulaşınca kuru kayısı, fazla işlemden geçmez ve çok az bir işlemden sonra büyüklüğüne göre sınıflanır.

İhracatçının yapması gereken işlemleri, çiftçi yapar…

Şu sıralar bildiğiniz gibi kayısıya dönüm başına 41 lira verilmesi söz konusu. Dekar (dönüm) başına verilen 41 lira, kayısı ağacını sulamak için harcanan bir aylık elektrik parasını dahi karşılamaz.

Geçen yıl bir kuruş destek verilmedi ve Malatya tarihi boyunca bu şekilde bir hasar görülmemişti. 120 bin ton kuru kayısıdan 5 bin ton kuru kayısıya gerilemişti. Bu yıl ise 50 bin ton kuru kayısı rekoltesinden bahsediliyor.

Kısacası bu verilen destek son iki yılın desteği olarak görülmeli…

Dönüm başına verilen 41 lirayı aslında ikiye bölüp hesaplamak gerekiyor. Yıla 20 lira!

Dünyanın hiçbir yerinde bu son yapılan uygulama olmamıştır.

50 dönümü olan çiftçi ile 300 dönümü olan çiftçi aynı yardımı alıyor. Çünkü 50 dönümlük kota belirlenmiş. Aslında kısaca, 50 dönümden fazla kayısı ağacı ekme, demeye getiriyorlar.

Bu yıl kayısıda çalışan işçilerin yevmiyesi yani bir günlük çalışma bedeli 45 liraydı. İki yıldır kayısısı yanan Malatya çiftçisinin aldığı destek 41 lira…