Rabbimiz bu dünya hayatımızda her birimize bir sınırlı ömür vermiştir ve bu dünya hayatında bizleri imtihan edeceğini bu imtihan sonucuna göre de bizleri ahirette ya Cennet’le mükafatlandıracğını ya da Cehennem’le cezalandıracağını bizlere hem Kuran’da belirtmiş hem de Peygamberinin diliyle bizlere anlatmıştır.
Rabbimiz çok net bir şekilde insanların ahretteki durumunu bizlere şu şekilde beyan etmiştir:
1- Cennetle müjdelenenler.
2- Cehenneme sürüklenenler.
3- Kitapları sağdan verilenler.
4- Kitapları soldan verilenler.
5- Yüzleri ak olanlar, Rablerinin cemaline bakanlar.
6- Yüzleri simsiyah, kaskatı kesilenler.
Ölümden sonra bizleri bekleyen iki tercihimiz var. Bir üçüncüsü asla yoktur. Cenneti de Cehennemi de bu dünya hayatında kazanacağız. Dünya hayatımız çok kısa olmasına rağmen bizim için ebedi hayatımızı kazanmamız veya berbat etmemize vesile olacak bir yer.
Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? Hud, 115.
Rabbimiz yerleri, gökleri, bütün kainatı asla boşuna ve bir oyun ve eğlence için yaratmadı.
Bunca peygamberi ve kitabı gereksiz yere göndermedi.
Rabbimiz bizleri ahiret hayatına hazırlamak istiyor, daha doğrusu Cennetine almak istiyor, bizlere merhamet etmek, ikram etmek, onurlandırmak istiyor.
Kardeşlerim!
Hepimiz Cennet’i istiyor ve bunun için dua ediyoruz.
Kuran’ın hemen hemen her sayfasında belki de bazen çoğu ayetinde Rabbimiz bizlere hep cenneti anlatıyor, tasvir ediyor ve orada müminlere ikram edeceği gözalıcı muhteşem güzelliklerden bahsederek gözümüzü, gönlümüzü hep oraya çevirmemizi bizlerden istiyor.
Asıl mutluluğun, kurtuluşun, başarının ancak ve ancak Cennet’i kazanmakla mümkün olacağını bizlere hep hatırlatıyor.
Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa, gerçekten o kurtuluşa ermiştir. A. İmran, 118.
Cennet kelimesi başlı başına Kuran’da 147 defa geçiyor.
Kaldı ki Cennet’in başka isimleri ve sıfatları da var onlar da yüzlerce defa bizlere hatırlatılıyor.
Peygamberimiz de dualarında Allah’tan hep Cenneti ister ve Cehennem azabından Allah’a sığınırdı.
Hatta sahabesine: Allah’tan istediğinizde Firdevs Cennetini isteyin çünkü o Cennetlerin en üstünüdür’ derdi.
Muaz Peygamberimize gelip: Ey Allah’ın Resulü bana öybir şey söyle ki onu yaptığımda Cennete gideyim diye sorduğunda, peygamberimiz: Ey Muaz sen çok önemli ve büyük bir işi sordun fakat o Allah’ın kolay kıldıklarına kolaydır diye cevap verdi.
Yine bir bedevi peygamberimize bana Cennete nasıl gideceğimi anlat diye sorduğu zamana peygamberimiz o kişinin zekasını ve sorusunu taktir etmiş ve çok önemli bulmuştur.
Yasir ailesi işkenceler altında inim inim inlerken Peygamberimizin onalara en büyük tesellisi:
– Ey Yasir ailesi!
Birazcık daha dayanın, sabredin sizin asıl yeriniz Cennet’tir.
İslam alimleri Peygamberimize sahabenin en çok sorduğu sorunun:
Bizlere öyle bir şey söyle ki onu yaptığımızda Cennete gidelim!
Cennette seninle beraber olalım!
Peygamberimiz savaşta bir sahebeye bir miktar mal veriyor ama o şöyle karşılık veriyor:
Ben anlımdan vurulup Cennete gitmek için sana geldim, bu dünyalıklar için değil.
Kur’an’ın gündemi, peygamberimizin ve onun sahabesinin gündeminde hep Cennet vardı.
Peki, bizim gündemimizde de var mı?
Cenneti tefekkür edip özlüyor muyuz?
Asıl yurdumuzun Cennet olduğuna hakikaten inanıyor muyuz?
Kardeşlerim!
Belki de hayatın en önemli ve can alıcı sorusu şudur:
Hangi ameller beni Cennet’e götürü?
Bu imanım beni Cennete taşıyabilir mi?
İnşallah bu yazı dizisinde bizleri Cennete götürecek amelleri sizlere anlatmaya çalışacağım.
Rabbim bizleri Cennet ehli olanlardan eylesin.