İnönü Üniversitesi’nin nüfusu bugün artık 40 binlere dayandı… Kampus, ulaşım ve öğrencilerin yararlanabileceği sosyal alanlar gibi, bir üniversite için olmazsa olmaz kriterleri göz önüne aldığımızda, bölgenin en iyi üniversitesi diyebiliriz.
Ancak gelin görün ki aynı şeyi, bölümleri, bilimsel yayınları ve profesörleri için söyleyemiyoruz. İnönü Üniversitesi bu kulvarlarda neredeyse yerlerde sürünüyor.
Dışı süslü ama içi boş !
Gelelim Üniversitesi’nin mevcut kaynaklarını kullanma noktasındaki yaptıklarına-yapamadıklarına…
Bir kere İnönü Üniversitesi için Turgut Özal Araştırma Hastanesi para basan bir darphane durumunda. Hastane’nin birçok yeri üç otuz paraya ihaleye verilmesine rağmen, yine de buralar Üniversite için ciddi bir girdi sağlıyor.
Zaten Rektör Cemil Çelik Üniversite’nin kasasına giren paranın son 5 yılda, 3-4 katı arttığını bir gurur vesikası olarak geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla da paylaştı.
Yalnız bu para nereye gidiyor keşke bunu da açıklasaydı.
Rektör Çelik Üniversiteyi oldukça parlak bir noktada teslim aldı. Önceki rektör için ne söylenirse söylensin, bence İnönü Üniversitesi'ne en parlak yıllarını yaşattı.
Üzülerek söylüyorum ki; İnönü Üniversitesi bugün Fatih Hilmioğlu'nun bıraktığı noktanın çok gerisinde.
Göreve geldiğinin birinci günü "laf değil icraat üretmeye geldik" diyen Cemil Çelik, bu söylemiyle ters düşecek eylem ve açıklamalarını hala sürdürüyor.
Öyle ki; Ak Partili milletvekilleriyle kavga etmediği gün neredeyse yok.
İlk yıllarında Ak Parti ile uyumlu bir görüntü ortaya koyan Rektör Çelik, son dönemlerde neredeyse milletvekillerini Üniversite'ye sokmayacak derecede değişkenlik gösterdi.
Ne oldu, nasıl oldu, nerede anlaşamadılar bilmiyoruz ama iş öyle bir raddeye geldiki, milletvekili Şahin geçenlerde rektörü Gülen Cemaatine destek vermekle suçladı.
Ortada ters giden bir durumun olduğu apaçık belli.
Bugüne kadar İnönü Üniversitesi'nin en başarılı üniversiteler sıralamasında en sonlarda bulunmasına rağmen gıkını bile çıkarmayan milletvekillerinin, tamamen faydasız bir kavga için ayağa kalkması ise ayrıca yazılması-konuşulması gereken bir konu.
Neyse biz Üniversite'nin kasasına giren paranın nerelere harcandığı mevzusuna gelelim.
Sadece küçük bir örnekle durumu özetlemeye çalışacağım...
Rektör Çelik Kale'ye Üniversite'nin kaynaklarıyla bir otel yaptırdı. Su sporları tesisleri ve sosyal mekânlarıyla büyük bir yatırım oldu bu otel Üniversite için.
Sayın Rektör burayı açarken o kadar büyük hedefler ve hayaller ortaya koyduki, ilgili-ilgisiz herkes bu büyük yatırımdan dolayı Rektörü tebrik mesajına boğdu.
Ve Otel hizmet vermeye başladı...
İlk 8 ayda üniversiteye zarar maliyeti ne biliyor musunuz, aşağı yukarı 1 Milyon TL civarında!
Denebilirki; burası kar amaçlı kurulmadı, turizm bölümü uygulama oteli, zarar kısmına çok takılmamalı...
İyi o zaman, Üniversite her yıl bile bile kasasından milyonları buraya akıtsın dursun.
Turizm uygulama oteli elbette olmalı ama bu otel şehrin sınır noktasında değil de merkezine yakın bir yere düşünülmeli.
Otel gerçekten çok güzel. 4 yıldız konforunda. Lakin öyle bir yerdeki, ben kimsenin kalkıp özellikle tatil için burayı tercih edeceğini sanmıyorum. Yanılıyorsam yanılıyorsun deyin lütfen.
Sayın Cemil Çelik'in Üniversite'nin kaynaklarını kullanırken daha verimli işlere eğilmesi gerek diye düşünüyorum.
Ayrıca bu kaynakları bilimsel yayınlar ve daha kaliteli bilim adamlarını şehre getirme gibi, Üniversite'nin puanını yükseltecek alanlar için harcaması bence daha mantıklı olur.
44 MALATYA ŞAMPİYON OLACAK!
Öncelikle İsmail Tekin ve 44 Malatyaspor için hayırlı olsun bu birliktelik. Olması gereken de buydu zaten.
Şimdi öncelikle bu yazıyı yazarken birilerini eleştirmek ya da birilerini mutlu etmek gibi bir niyetimin olmadığını belirtmek isterim. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da gördüklerim - bildiklerim ölçüsünde, elimden geldiğince yazmaya çalışacağım.
44 Malatyaspor yıllardır bir kaç esnafın çabasıyla 3.lige çıkmanın mücadelesini veriyor. Olur, olmaz, yine de futbola yatırım yapan bu isimleri tebrik etmek lazım.
Sezona Erkan Gültekin ile başlayan 44 Malatyaspor, çizilen hedeflerle örtüşmeyen bir 2 hafta geçirince, doğal olarak hocanın görevine son verdi.
Futbolda olması gereken bu… Erkan Hoca da bu işlerin uzaktan göründüğü kadar kolay olmadığını anlamıştır diye tahmin ediyorum.
Bu işin içine sadece kollarını değil, gövdelerini de sokan Müslüm Boztaş ve Barış Bingöl ikilisinin iş işten geçmeden ivedilikle yapmaları gereken tek şey, iyi bir hocayı takımın başına getirip, pes etmeden yola devam etmekti.
Onlarda fazla zaman geçirmeden bunu yapıp, en doğru bir kaç adaydan biri olan İsmail Tekin'i takımına başına getirdiler. Bize de hayırlı uğurlu olsun demek düşer öyle değil mi?
Ama yemeyip içmeyip, kalkıp alınmış bu karar üzerinden bir kaç ismi hedef tahtasına oturtmakta neyin nesi?
Ayıptır ayıp! Sırf kendi şahsi hesaplarınızdan dolayı bu kadar küçülmenin manası yok.
Eleştirin ama edeplice, usturupluca eleştirin.
Önce insanların fikirlerine saygı duymayı öğrenin.
Vay efendim “Bunlar iki yıl önce de birlikteydiler, ayrıldıktan sonra birbirlerinin arkasından söylemediklerini bırakmadılar…”
Ya Allah için sizin amacınız ne? Hangi kafaya hizmet ediyorsunuz? Bu memlekette herşey dört dörtlükte, bu durum mu sadece yanlış?
Açın tarih hafızalarını bakın, iddia ediyorum bugün İsmail Tekin'e, Barış Bingöl'e ya da Müslüm Boztaş'a (Amiyane tabirle) sallayanlar, ya kişisel bir dava, ya da bu kişilere ulaşamadığı için bu pervasızlık içine girmişlerdir.
Dün Fatih Avcı arkadaşım da yazmıştı... Kendisiyle o yazı üzerine uzun uzun konuştuk. O'nun düşüncesi, saygı duyuyorum. Ama bu olayı farklı noktalara da taşımamak gerek.
Bizim camiada ne yazık ki birisi birine yumruk atsın da karşısına geçip izleyelim seviyesizliği var.
Şimdi bu yazıdan dolayı Barış Bingöl ya da İsmail Tekin'in avukatlığına soyunduğumu söyleyenler de olacaktır. Söylesinler, ben kendimi biliyorum ya.
Kimlerin kendini 3 kuruşa sattığını, kimlerin zamanında o şimdi saldırdıkları İsmail Tekin'den ne istediklerini ben çok iyi biliyorum.
O yüzden İsmail Tekin ne adamım, ne de babamın oğlu. Malatya futboluna emek vermiş, saygı duyduğum bir isim. Eksikleri, hataları yok mu, elbette var ama kalkıp bunu bir karalama enstrümanı gibi kullanmak da bana göre en hafifinden alçaklık, seviyesizlik!
Bırakın artık bu ucuzlukları... Bırakında futbolda bir yerlere gelelim. Bu bunu yapmış, şu şunu yapmış... Yazık yazık, şu memleketin zaman harcadığı konulara bakın!
Size üzüleceğiniz bir şey söyleyeyim mi... Bu sene 44 Malatyaspor şampiyon olacak!
İzleyip hep birlikte göreceğiz inşallah.