Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gürpınar, Nisa Suresi’nin 58. ayetine atıfta bulunarak belediye başkanlığı bizim işimiz, biz bu işin ehliyiz imasında bulunup, “Allah da emanetleri ehline vermenizi emrediyor” dedi.
Geriye parçaları birleştirmek kalıyor. Onu da vatandaşlar hakkıyla yapar. Hiç tasalanmayın!
Nefsi kabarık, tahammülde sınır tanımayan ifade özgürlükçüleri ‘isteyen istediğini diyebilir’’ deyip kendilerine yakışanı yapabilir!
Ancak konu inanç olursa orda dur diyen birileri mutlaka çıkacaktır.
Nitekim ORDA DUR! da bir ifade biçimidir.
Neyse gelgelelim asıl konuya.
Şu Kuran-ı Kerim’i okumayı bir türlü öğrenemedik.
Arap çasını okuyor adam. Türkçesini okuyor. Sıkıntılı bir durum yok, her şey olması gerektiği gibi. Millet mest oluyor!
Arkadaş: örnek yanlış, niyet yanlış!
Mehmet Metiner’in torpille işe aldırdığı akrabaları ile ilgili karşısındaki spikere ‘’Allah akrabaya yardımı emrediyor’’ demesinden de hiç farkı yok!
Bu millet cennet tapusu dağıtan siyasetçi bile gördü ama itiraf edeyim, bir gün cehennemle korkutan siyasetçiler çıkacak deselerdi ben de ‘yok artık’ derdim.
Bu adamlar Kuran-ı Kerim’i inceden inceye biliyorlar da Ali İmran Suresi hiç mi akıllarına gelmiyor. Bakın 7. ayetinde yazanı aynen aktarıyorum:
“Sana kitabı indiren O’dur. O’nun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için O’ndaki müteşebih ayetlerin peşine düşerler…”
Şu kitabın öyle bir özelliği var ki hayran kalmamak elde değil. İnsanla konuşuyor resmen.
1400 sene önce kurulan cümlelerin yer zaman imkan gibi tüm farklılıklara rağmen 1400 sene sonrada kuruluyor olması ve Kur’an’ın tüm insanlık tarihine cevap verebiliyor olması muhteşem.
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…