ÇARŞI İZNİ

Abone Ol

İnsanlar hafta sonlarını dinlenmek için beklerken ben hafta sonlarını çarşı iznine çıkan askerleri sokaklarda, caddelerde, çarşıda görmeyi çok sevdiğim için beklerim.
Belki kendileri bilmezler ama herkesin gözü onlardadır.
Asker traşı saçları, tertemiz yüzleri, daha 20’li yaşlarda masumlukları ile grup halinde dolaşıp herkesin dikkatini çekerler. Önce ATM’den para çekerler, sonra kahvaltı, sonra da internet cafe falan.
Bir yerlerde durakladıklarında birileri mutlaka yanaşır yanlarına: “Asker abi ne haber?”, “Paranız var mı oğlum ben çay ısmarlayayım size.”, “Sıkı giyinin oğlum hasta olmayın.”
Aileleri onları evlerinde beklerken, günleri değil saatleri bile sayarken; burada aslan gibi bir millet vardır onlara kıyamayan…
Öbür tarafta ise hain, cansız, kansız, kopuk, ne olduğu belli olmayan onursuz çocukları vardır; daha içimden gelen ama yazamadığım bir ton cümleye bile değmeyen kanı bozuklar…
****
Hastaneye gitmiştim; sırada beklerken 3 asker gelmişti hastaneye. Konuşmalarından, mahcup hallerinden belliydi asker oldukları. Doktor benimle beraber tekerlekli sandalye ile hastaneye getirilen yaşlı bir teyzeyi ve o 3 askerden birini almıştı içeriye.
“Asker misiniz siz?” dedim, “Evet abla” dedi laf arasında. “Allah yardımcınız olsun” dedim. Acelesi vardı.
Rica ettim doktora, “Hocam arkadaşımız asker, önce onunla ilgilenebilir misiniz?” dedim. Gözleri parladı doktorun, “Tabi lütfen gel, önce sen gel” dedi askere. İlgilendi, ilaç yazdı. Yaşlı teyze ağladı oradan, “Oğlum neyin var, neden hastasın?” dedi. “Soğuk almışım teyze” dedi. “Dikkat et, Allah şifa versin, Allah yardımcın olsun” dedi, gözlerini sildi. Benim de gözlerim doldu manzaraya.
Asker mahcup bir şekilde hepimize teşekkür edip çıktı…
****
Kayseri’de hain, kahpe bir saldırı oldu.
1 hafta boyunca çarşı iznini bekleyen, hayal eden, hevesle adımını dışarı atan askerler şehit edildi.
Şehit edildiler…
Bu, bir aile için ne demek biliyor muzunuz? Empati bile yapamazsınız bu acı için.
Evet, canımız acıyor, milletçe ailesi olduğumuz evlatlarımızın acısı boğazımıza bir yumru bırakıyor.
Ama evladının babasını bekleyen bir eşin, geceleri bile uyuyamayan bir annenin, acısını içine atan bir babanın, sofrada hep onun yerini boş bırakıp gözleri dolu dolu yemek yemeye çalışan bir ablanın, bir kardeşin, fotoğraflarına bakarak dakikaları sayan bir sevgilinin şehitlik haberi almasıyla yaşadığı acıyı anlamak, sadece teröre ve destekleyicilerine lanet etmekte kalıyor bizim için. Yapacak daha fazla bir şey varsa o da acıyı paylaşmaktır, teröre geçit vermemek, şehitleri unutmamaktır.
Kayseri içimizi yaktı. Önceki gün yapılan saldırı ailelerin içine kan doldurdu. Sokakta, evinde haberi duyan herkesin boğazında bir yumru oluştu; haberleri dinlediler, teröre bir kez daha lanet ettiler.
Haberi duyar duymaz yaşadığımdan bihaber hale gelen ben ise bir kez daha and içtim şehitlerin intikamını almak için kendimce. Hafta sonlarını o onurlu çocukları görmek için bekleyen ben, Hakkari’de askerler çarşı iznindeyken onlara arkadan yanaşıp başlarından vuran onursuz çocuklarını ve yerde kanlar içinde yatan o masum askerleri düşündüm. Gözümün önünden gitmeyen o görüntüyle beraber önceki gün yapılan o kahpe saldırıyı düşündüm ve “İnşallah bir daha çarşı izni vermezler askerlere” dedim.
Belki bu, haftada sadece bir gününü dışarıda geçiren askerlerimizi üzecektir ama hainlerin sonu yok. Acıların sonsuzluğu çok…
Ama intikamınız alınacaktır…
Öfkemiz arşı alada… Şehit olan her fidan için pes etmeyeceğiz. Bir ölür, bin diriliriz…