Çanakkale Destanı

Abone Ol

           Kesinlikle bilinmesini istiyorum ki, 18 Mart tarihi, bir anma günü değil bir yaşama günüdür. İşgalci ve teknik yönden çok güçlü emperyalist devletlere karşı

verilmiş inanılmaz bir savaşı anlama ve bilme günüdür. Çanakkale Şehitlerini Anma günü olarak anlamı çok yüksek olan bir günü iyi anlamak için tarihi gerçekleri iyi

bilmek gerekir. Bu zafer, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda Türk milletinin vatanını savunma kararlılığını ve gücünü dünyaya gösterdiği önemli bir dönüm

noktasıdır. Çanakkale, hem I. Dünya Savaşı'nın gidişatını değiştiren hem de Türk milletinin tarihindeki en önemli zaferlerden birini oluşturan bir savaştır.

           Çanakkale Savaşı, dünya tarihi sayfalarında önemli bir yere sahiptir. Bu önem günümüzde de yansımasını ve ilgi artışını devam ettirmektedir. Avrupa’nın

emperyalist devletlerinin önceden beri en önemli isteklerinin; Çanakkale Boğazı’nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul’a kavuşma özlemi olduğu

bilinmektedir.

           I. Dünya Savaşı’nın 1914 yılında başlamasıyla birlikte, İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu durum Fransa ve

İngiltere’nin işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada’dan Boğaz’ın ağzına doğru yaklaşmasını da beraberinde getirdi. Buradan istihkamlarımıza

doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler.

Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale

önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.

          Bir Fransız denizaltısı, 24 Kasım 1914 günü boğaz sularında görülünce  denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü

İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz’a girip, Yedi yüz elli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı.

Zırhlımızda bulunan subaylardan on’u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.

          İtilaf devletleri, yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni

komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz’a saldıracağını, yakında İstanbul’da olacağını kesin bir dille Londra’ya bildir­di.

          Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz’a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği

Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece boğazın çeşitli hatlarına mayın döşendi.

          İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı’na girdi.

         Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin dünyaca ünlü, Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri

bulunuyordu.

         İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren

gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.

          Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne

ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atış­larıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç

bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:

         “ Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları

arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor,

ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.”

         Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam

bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin

döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren’e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş

açtılar.

         Türk tabyaları, Boğaz’ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını

boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş

gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralan­dı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nı

denizden aşamadılar. Büyük kayıp­lar vererek : ÇANAKKALE BOĞAZI’NIN GEÇİLEMEYECEĞİNİ ÖĞRENDİLER.

           İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nı savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara

savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir’den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu

yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders’in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.

            Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal’in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen’de Conkbayır’da,     

            Cephanesi biten askerlerine :

            Süngü tak dedikten sonra, tarihe geçen şu emri verdi;

           “Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir”.

         Böylelikle tarihin bu en büyük kara savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin

yeri, şehadet şerbeti içmeyi bekleyen askerlerimiz tarafından hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman

dalgalar halinde Conkbayır’a doğru ilerliyordu.

           Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı’nda düşmanın attığı şarapnel parçası Mustafa Kemal’in göğsüne isabet

etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.

           Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Arıburnu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar’dır.

          19 – 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak’ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı.

           Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.

           Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.

           Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal’in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kaynağı oldu.

          Bu destanda hayatlarını vererek, bir ulusun kuruluş kıvılcımını yakan,  başta, Mustafa Kemal ve hemşerimiz Cevat Çobanlı olmak üzere tüm kahramanlarımıza

şükranlarımı sunuyorum.

            RAHMET OLSUN ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZ YAPAN BU DESTANIN KAHRAMANLARINA...