Tarih 27 Aralık 1939.
Soğuk bir kış günü, Erzincan cezaevi. Mahkumlar herhangi bir günde yaptıkları gibi yemeklerini yemiş, çaylarını demlemiş, çay eşliğinde sohbetlerini etmiş daha sonra da uyumak için yataklarına uzanmışlardır.
Cezaevinde uyumak zor iştir! Herkes kolay kolay uykuya dalamaz. Uykuya dalamayanlardan biri de Vahap Çakır adlı Malatya'dan gelen mahkumdur.
Uyku tutmaz Çakır Dayıyı, arkadaşlarının büyük kısmı derin uykudadır oysa. Saat gece yarısını geçmiştir, yatakta dönmekten yorulmuştur artık, kalkar üzerine bir şeyler geçirir, bari biraz yürüyeyim diyerek sessizce volta atmaya başlar.
Saatler 01.57’yi gösterdiğinde top mermisine yakın bir ses duyar, sonra şiddetli bir sarsıntı, bütün ranzaların üzerine geldiğini, duvarların bir ileri bir geri gittiğini görür. Çatının ve temelin çatırdamasını duyar. Rüya mıdır bu diye düşünür ama uykuda olmadığını anımsar. Depremdir bu, kendini hemen bir ranzanın altına atar, o yirmi saniye yirmi saat gibi gelmiştir ona.
Sarsıntı durunca yerinden çıkmak ister fakat zorlanır, çatı çökmüş bir kısmı da onun bulunduğu ranzanın üzerine düşmüştür. Biraz zorlanır ve ayağa kalkar. Fakat gördüğü manzara korkunçtur; cezaevi tamamen yıkılmış, etraf cesetlerle doludur. Arkadaşlarının çoğu ölmüş birçoğu da yaralıdır. Yarası beresi az olanlar fırsat bu fırsat diyerek kaçmayı uygun görmüşlerdir.
Çakır Dayı, kısa süreli bocalamadan sonra kendini toparladı, istese rahatlıkla kaçabilirdi, fakat bu kadar yardıma muhtaç insan varken, kendine kaçmayı yakıştıramadı, yakışmazdı da. Hemen yardıma ihtiyacı olan mahkumlara koştu. Onların yardım kuruluşlarına götürülmelerini sağladı. Çok güçlü, kuvvetli, babayiğit biriydi. İnsanları sırtında taşıyarak hastanelere götürdü. Gün ağarmış o hala yaralıları enkaz altından çıkarmaya devam ediyordu. Yorgunluktan bitmiş, üstü başı kan içinde kalmıştı.
Hasılı birçok insana yardım etmiş, birçoğunun hayatının kurtulmasına sebep olmuş biri olmanın gönül huzurunu yaşıyordu.
Kadirşinas devletimiz de onun cezaevinden kaçmayıp, insanların hayatını kurtarması neticesinde, geri kalan cezasını affetmiş ve özgürlüğüne kavuşturup Malatya'ya göndermişti.
Malatya Belediyesi de bu kahraman hemşehrisine bir jest yapıp, onu Belediyede işe alıp, o zaman belediye bünyesinde olan elektrik işleri dairesine atadı.
Yukarıda anlattığım olay tamamen gerçek olup 40 bin kişiyi kaybettiğimiz Erzincan depreminde cezaevinde yatan, yaptığı kahramanlıkla tahliye olan, daha sonra tanımakla onur duyduğum Vahap Çakır'ın hikayesidir.
Mekanı cennet olsun.