Son zamanlarda bildiğimiz üzere ülkemizi yasa boğan olaylar patlamalar oluyor.
Kulaklarımız masum insanların ölümüyle çınlıyor adeta.
Daha da acısı bunu yapan birinin de insan; fakat cahil, beyni yıkanmış, zihinlerinde saplantılı halde oluşturulmuş inançları olan bir insan olması…
Sorgulamaktan uzak, eleştirmekten uzak beyinler.
Ne büyük acı, ülkemiz için ne büyük kayıplar, ne büyük bir utanç insanlık için.
Şu anda tüm basının gündeminde patlamalar, her yerde kınayan insanlar, ellerinden geldikçe protesto etmek isteyen topluluklar var.
Fakat çare değil ki, değiştirmiyor olanları. Ya da döndürmüyor hatalardan. Tekrar tekrar aynı şeyler yaşanıyor.
Tıpkı önce İstanbul'daki patlama gibi ve kısa bir süre sonra Kayseri'de olan patlama gibi.
Burada demek ki büyük bir hata var. Çözüm de büyük bir eksiklik. Hatta bu eksiklik şu anda oluşan bir şey değil. Uzun yıllardan bu yana gelmiş bir yanlış var.
Bu öyle bir yanlış ki, insanoğlunu FETÖ’nün peşinden de koşturup büyük hatalara sürükleniyor, terör peşinden de...
Sorgulamadan, eleştirmeden itaat etmek; işte en büyük sıkıntımız burada bence.
Şimdi bunları bize yaşatan bireyler, korkunç bir şekildemasum insanların hayatlarına kıyabilen kişiler, dünlerin çocuklarıydı.
Kim bilir çocukluklar nasıl yetiştirildi.
İşte asıl kilit nokta bu. Geçmişin çocukları nasıl bugünümüzü şekillendiriyorsa, şimdinin çocukları da yarınımızı şekillendirecek.
Çocuklarımıza itaat etmeyi değil, doğruyu, yanlışı ayırt etme becerisi kazandırmak gerek.
Bu beceri de ancak düşünme becerisi, eleştirebilme becerisi kazanırsa mümkün olabilir.
Bunun için en büyük adım ev içerisinde başlar.
Çocuklarımıza kararlarımızı eleştirebilme fırsatı vermeliyiz.
Onlara düşünme, kendilerini ifade edebilme hakkı tanımalıyız ki yarın öbürgün bir örgüt içine, bir düşünce içine çekilmesinler.
İnançları düşünceleri sorgulayabilip onlara “hayır” demeyi becerebilsinler.