BUNLAR DA MI YALAN

Abone Ol

Yeni yetme çağalar, benden için amma da abartıyı bu adam diylermiş.

Elazığspor'un büyük futbolcusu Hıdır anlatmıştı:

Futbolcuların yaşantıları o dönem çok mazbut değil, futbolcularda her yol mevcut.

Bir maç öncesi ismini vermeyeceğim kaleci... , ...içip maça çıkmış.

Maçın başlarında harika kurtarışlar yapıyor.

Bütün takımın kalecileri... abiye güvenleri tam.

Ta ki maçın 85. dakikasına kadar.

Bu dakikada, rakip takım orta sahadan bir şut çekiyor ve...

Bundan sonrasını Hıdır şöyle anlatıyor; Top o kadar yavaş gidiyordu ki nasıl olsa ... abi bu topu tutar diye beklerken, top yuvarlana yuvarlana, bizim takımın bağırışları arasında bizim kaleden içeri girmesin mi!!!

Bütün takım kaleciye koşup, ne yaptın abi böyle gol mü yenir? Diye bağırırken, o gayet rahat bir şekilde bize:

-"O nassı vurdu gavat, topu bile göremedim, öyle değel mi?

Biz bağırmaya devam edince, kale arkasında duran, o dönem toplum polisi adı altında görev yapan ve halkın "fruko" dediği polislere dönerek,

-"Allah'ını sevisen dorğu söle fruko gakko, ben yalan mı söliim, nassı vurdu zalım."

İçtiği neyse etkisini göstermişti...

Yani uzun lafın gıssası, Erzurumlu Teo pehlivanın dediği gibi, bizde yalan da yoğh, hilaf da yoğh.

İnsanlar o zaman galdırımlarda yürüyebilirlerdi, galdırımlar arabaların işgali altında değildi, yalan mı?

Okullarda yerli malı haftaları düzenlenir, yerli malı kullanmak özendirilirdi. Yabancı markalar henüz ülkemizi istila etmemiş ve çağalarda marka giyme alışkanlığı henüz başlamamıştı. Yalan mı?

Saat sahibi olmak için bir an evvel sünnet olmayı isterdik, çünkü saat ancak sünnette kivreler tarafından hediye olarak alınırdı.

Fotoğraf çektirirken saatlerimiz görünsün diye kollarımızı çemirlemez miydik? Bunlar da mı yalan?

Elbiseler, gömlekler ters yüz edilmez miydi?

Gömleklere çift yaka yaptırılıp, eskiyince yaka değiştirilmez miydi?

Çorapların topuklarına, pantolonların dizlerine yama yapılmaz mıydı?

Ayakkabıların altına pençe yapılmaz mıydı?

Otogarlarda, mide bulantısına, baş dönmesine çare olarak;

- "Keskin nane, dökülür tane tane

- Beş kuruşa beş tane" diye nane şekerleri satılmaz mıydı?

- "Otuz iki dişe Keman çaldırıyor" diye satılan ve bıhçının ucuyla küt diye açılan, buz gibi Demir gazozu içilmez miydi?

Horoz şekeri, elmalı şeker, kaynana şekeri yediğimiz gün dünyanın en mutlu çocuğu olmaz mıydık?

-"Söyle Fruko gardaş bunlar da mı yalan!"

Angara lastiği, cızlavet lastikleri giymedi mi? Bu nesil.

Soğuk kış günlerinde, renk renk naylon ayakkabıları giyip akşamdan su döküp buzladığımız bayırlarda kaymadı mı?

Paytonların arkasına asılıp, muhbir çocukların,

-"Paytoncu arğhaya gımçı"

Demesiyle, paytoncunun kamçısını yemedik mi?

Benzin kuyruğu, sana yağı, Vita yağı, sıgara, tüp gaz kuyruğuna girmedik mi?

Gazi ilk okulunda öğretmenlerin, gülümseyerek, büyük bir mutlulukla attığı, hayvana bile atılmayacak cinsten dayakları yemedik mi?

Bisiklet kiralarken, şarap ilahı, Gotto Mino'nun kendini jiletlemesini hayretlerle izlemedik mi?

Söyleyin yeni yetmeler bunlar da mı yalan,

Söyleyin bunlar da mı abartı...

Hala inanmıyorsanız, babalarınıza sorun...

Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...