Bu şehirde barınmak neden bu kadar zorlaştı?

Abone Ol

Malatya’da kira meselesi artık bir emlak başlığı değil, doğrudan hayatın kendisi. Rakamlar yükseliyor, ama asıl yükselen endişe. Ev arayan da, evinde kalmaya çalışan da aynı soruyu soruyor: Bu şehirde barınmak neden bu kadar zorlaştı?

Depremin ardından yaşanan büyük yer değişimi, konteyner alanlarından kalıcı konuta geçiş süreci ve arzın daralması… Bunlar elbette işin görünen yüzü. Görünmeyen tarafında ise daha karmaşık bir tablo var: fırsatçılık, belirsizlik ve denetimsizlik.

Bugün Malatya’da aynı sokakta, aynı daire tipinde, aynı metrekarede evlerin birbirinden tamamen farklı kiralara ilan edildiğini görüyoruz. Mantık nerede? Yanıt basit: Mantık yok, fırsat var. “Bir tutan olur” anlayışı, barınma gibi temel bir ihtiyacı piyasa deneyine çevirmiş durumda.

Asıl sorun, kira artışlarının gelirlerle hiçbir bağının kalmaması. Malatya’da asgari ücretle ya da sabit gelirle yaşayan bir ailenin, mevcut kirayla devam etmesi neredeyse imkânsız. Yeni kiraya çıkmak ise daha da zor. Bir ev için istenen depozito, emlak komisyonu ve ilk kira toplamı, çoğu aile için aylarca çalışmanın karşılığı.

Bu noktada sıkça duyduğumuz bir savunma var: “Ben de zor durumdayım.” Elbette mülk sahiplerinin de maliyetleri arttı; bakım, vergi, aidat… Ancak bu artışlar, bir gecede iki katına çıkan kiraları açıklamıyor. Üstelik kiracıların çoğu, evlerini korumak için yıllardır zamanında ödeme yapan, evi sahiplenen insanlar. Onları bir kalemde “değiştirilebilir” görmek, şehir kültürüne de insanlığa da yakışmıyor.

Belediyeler, kamu kurumları ve sivil toplum bu konuda daha aktif bir rol üstlenmek zorunda. Şeffaf kira endeksleri, mahalle bazlı ortalama kira verileri ve gerçekçi denetimler olmadan bu yangın sönmez. “Piyasa kendi dengesini bulur” söylemi, barınma söz konusu olduğunda sosyal bir masaldan ibaret.

Bir diğer mesele de geçiciliğin kalıcılaşması. Konteynerden çıkan, ama kalıcı konuta ulaşamayan binlerce insan var. Bu durum, kiralık ev talebini sürekli yüksek tutuyor. Talep yüksek olunca fiyat artıyor; fiyat artınca insanlar daha kötü koşullara razı oluyor. Kısır döngü böyle büyüyor.

Malatya, zor günlerde dayanışmayı iyi bilen bir şehir. Aynı dayanışmayı şimdi kiralarda görmek istiyoruz. Bu sadece “iyi niyet” meselesi değil; toplumsal huzur meselesi. Barınamayan bir şehirde ne eğitim düzeni kurulur ne de ekonomik toparlanma sağlanır.

Son sözüm

Kira artışları duvarları değil, hayatları daraltıyor. Bugün “maksimum kazanç” diye atılan her adım, yarın daha büyük sosyal bedeller olarak karşımıza çıkacak. Malatya’nın buna ihtiyacı yok. Bu şehrin ihtiyacı, makul akıl ve vicdan.