Geçtiğimiz günlerde Milano’da kamusal alanda somurtmanın yasak olduğunu öğrendim.
Oldukça ilginç değil mi?
Üstelik oldukça da eski bir yerel yasa imiş!
Haaa anlayışlı oldukları tarafı da var: hastane çalışanları ve cenaze törenlerine katılan insanlar bu yasaktan muaf tutuluyormuş. (Buraya tekrar döneceğim)
Sebeplerini araştırmaya gerek yok da uygulamayı nasıl yürüttüklerini Milano’da yaşayan birinden dinlemek isterdim.
Sanırım benim kafa da “değişensiz boyasız Türk kafası” olduğundan yasağın gerekçesini değil de uygulama yöntemini merak ettim.
Milano için bir tahmin de bulunamasam da ülkemiz için kafamda bir canlandırma yaptım, hele bir de para cezası koydum karşılığında ki memleketin yapısı değişiverdi birden.
Resmi kurumların istatistiklerinde Türkiye’de mutlu insan oranı en son 2021 yılı için %49 çıkmış. (aramızda 2021 de dolar şu kadardı 2022 de bu kadar deyip verdiğimiz oranlara itiraz eden çok bilmişler olacak. He deyip geçin. Konuyu saptırmasınlar.)
Şimdi, ortalama memleketin %50’si mutluymuş. Tebessüm etmeseler de somurtmazlar herhalde!
Somurtanların %25’i sağlık çalışanıyım dese ki haklarıdır. Hatta somurtmaya başkasının hakkı da yoktur diyeceğim cenazesi olanlar alınıyor bu kez! Onları da kırmayalım, diğer %25’inin de cenazesinin olduğunu düşünürsek ‘somurtma yasağına gerek yokmuş zaten ülkemizde’ sonucuna kolaylıkla varabiliyoruz.
Gördünüz mü hayali kanunumuzu hükümsüz kıldım.
Aslında ben ne yaptım?
Meseleleri mesele yapmadım ve ortada mesele kalmadı!
Acaba benim hayali yaptığım kanun tanımazlığı gerçekte kimler yapıyor?
Bilenler susuyor mu? Susanlar ne karşılığında susuyor?
Dile getirenler -halkın tadını bile bilmediği- pastadan istedikleri payı alamadıkları için mi dile getiriyor yoksa gerçekten adalet için mi?
Belki de bu yazdıklarımı temsil eden kişi ve kurumların tamamı hayal ürünüdür!
Ne dersiniz?
Aklınızda soru işaretleri eksik olmasın…