2015-2016 Sezonunu ikinci yarısına tıpkı ilk yarı-
da olduğu gibi mağlubiyetle başladık. PTT Ligi’nde bu hafta oynanan müsabakaları takip ettiğimizde ise şimdiden ikinci devrenin bütün takımlar için zor geçeceğine şahit olduk. Deplasmanda karşılaşmamıza rağmen 1461 Trabzon karşı-sında seyirci üstünlüğümüzün olduğu bir ortamda iki takımda maça açık futbol oynamayı tercih ederek başladı. Böyle olunca ortaya göze hoş gelen, pas yüzdesi yüksek bir karşılaşma çıktı. Lakin final pasları ve son vuruşların eksikliğinden dolayı iki takımda gol kaydına muvaffak olamadı. Top iki kalede gidip gelse de bu yarıda pozisyon zenginliği Alima Yeni Malatyaspor’dan yanaydı. Gotal ve Umut’ la gole yaklaştığımız anlar oldu.
İkinci yarı tıpkı ilk yarının kopyası gibi geçti. Fakat oyun üstünlüğü bizde olsa da net pozisyonlara giren 1461 Trabzon takımıydı. Rakip 10 kişi kaldığında 3 puana yakın taraf bizdik diye düşünürken 2. golü yedik ve mağlup olduk. Sezonun ilk yarısında savunma da kalarak oynamaya çalışan ve öncelikle gol yememeyi düşünen Alima Yeni Malatyaspor’ un bu maç-ta açık futbolu tercih ederek başlaması kafamda soru işareti bırakmadı değil. Kaybetsek bile oyun olarak kazanabileceğimiz bir müsabaka oynadık desem yanlış olmaz. Sezonun ilk yarısın da İrfan hoca takımdan alabileceği verimi almış, futbolcuların kapasite ve kalitelerine göre oyun tarzımızı belirleyerek 21 puan toplamıştı. Eğer ikinci yarıda farklı bir anlayışa giderek takımı oynatmaya çalışırsa, tıpkı 1461 Trabzon maçındaki gibi bazı defolarımız ortaya çıkabilir.
Hatlar arasındaki boşluk, orta sahamızın rakip tarafından kolay, çabuk geçilmesi ve Goday, Ramazan gibi ağır oyuncuların bu işleyişte yetersiz kalmaları sadece 1461 Trabzon maçında değil diğer maçlarda da sorun olarak hep karşımıza çıkacaktır. Kalan 17 müsabakada açık ve rahat futbol oynayabilmemiz için alınan santrafor, kenar oyuncularıyla beraber savunmaya da transfer yapmamız şarttır. Aksi takdirde ilk yarıdaki oyun anlayışımızı devam ettirmek takımın menfaatinedir.
İlk golde hatalı olan Ertaç mutlaka İrfan hocanın kafasını karıştırmıştır. Kemal’in ilk oynadığı zamandan şimdiye kadar üzerine devamlı artı performans koyduğunu düşünüyorum. Çoğu zaman buradan kendisini övdüğümüz kaptan Ramazan bu maçta beni hayal kırıklığına uğrattı. Hücumda fazla etkinlik gösteremediği gibi, asli görevi olan savunma da son derece yetersiz kaldı. Tek hamlelik ve ağır bir stoper olan Godoy’ un ancak savunma ağırlıklı oyunda sırıtmayacağı aksi takdirde defosunun ortaya çıkacağını görmüş olduk. Her müsabaka da iştahla oynayan Sadık’ ın kendisinden oldukça uzun olan Yaser’ le oynamasına ve gelen ilk topları karşılamasına bir anlam veremedim. Ara sıra kendisini çok kolay yere bırakması ve faul almak istemesi son adam olarak oynayan biri olarak da sıkıntılıdır.
Ali Sakal, müsabakada ismi az geçse de doğru ve olması gereken yerlerde bulunarak yine faydalı olmuştur. Azubike’ nin kötü huyu devam ediyor. Enerjik olması ve her maçta çok koşmasına rağmen basit oynamayışı, bazen kaptırdığı toplarla rakibe kolaylık sağlıyor. Mba, her zaman söylediğim kenar oyuncu özelliği fazla bulunmadığından, çoğu zaman içeri girerek oynuyor ve takıma katkısı da ancak bu kadar oluyor. Yeni transferlerden Umut Nayır tam hazır görülmese de ileri ki müsabakalarda mutlaka takıma faydalı olacaktır. Sandro Gotal izlediğim kadarıyla belki bu takımın gölcüsü olmayabilir. Lakin sürati, çabukluğu ve rakip defansın arkasına yaptığı etkili koşularla isabetli bir transfer olduğunu söyleyebilirim. Bu müsabakada bir kez daha gördük ki; çok koşması, rakibe baskı kurması, şut atması, final pasları ve son vuruşları ile İrfan Başaran ikinci yarınında takımımız adına vazgeçilmez ve de etkili oyuncusu olacaktır.