BİZLER İYİ EĞİTİMCİ DEĞİLİZ

Abone Ol

Sürekli tekrarlarız ve klişe olmuştur “eğitim şart” lafı…

Ama altını dolduramayız, yanına bi şey koyamayız.

Sağını-solunu dolduramayız…

Sadece “eğitim şart” deriz!

Allah aşkına iyi düşünün…

Eline pompalı silahlar almış yirmili yaşlardaki çocuklar çarşının göbeğinde ortalığı kan gölüne çeviriyor.

Sözde haraç istemişler ve işletme sahibi de vermemiş ve çatışma çıkmış.

İki haftadır herkes ama herkes bi şeyler diyor.

Kimi, o ölen şunun adamıymış, işletme sahibi şu adamın yeğeniymiş, diye anlatıyor.

Kimi, güvenlikten dem vuruyor…

Kimileri ise şehir efsanelerine varıncaya kadar hikâyeler anlatıyor.

Hatta bir milletvekilimiz Meclise soru sordu, Malatya’da kaç ambulansımız var, diye…

Her gün yeni senaryolar dinliyoruz!

Allah aşkına biri de çıksın gerçek manada “eğitim” desin…

Çocuklara ne verirsen onu alır, kime bırakırsan onun adamı olur.

Ben o görüntüleri inanın çok üzülerek izledim…

Yaşadığım şehirden, eğitimsizliğin doruğa çıktığı bu topraklarda bir baba olarak korktum.

Eğitimi sadece belirli saatlerde belirli konuları anlatmak zannediyoruz.

Bu belirli konuları anlatırken bizlerden daha iyi anlatan belirsiz tiplerin anlatımları o çocukları diğer tarafa yönlendiriyor.

Bu tarafın güzelliklerini, hayallerini, umutlarını, hedeflerini iyi anlatamıyoruz.

İyi anlatıcılarımız yok çünkü içimiz dışımız siyaset olmuş.

Her seçime, her bilmem siyasi olaya karşı tepkimiz “dünyanın sonuymuş” gibi oluyor.

Sanki eğitim sistemimiz de “siyaset anlatıcıları” gibi…

Sürekli bi şey vaat ediyoruz çocuklarımıza…

İnanın bizler iyi eğitimciler değiliz…

Bir baba olarak iyi eğitimci değiliz, bir anne olarak…

Bir komşu olarak da iyi eğitimci değiliz.

En iyi eğitim çocuğuna her istediğini almak, oluyor.

Çünkü çocuğuna vaat ediyorsun şu tarihte alacağım, diye…

Aynı siyasetçi, gibi…

Kanalboyu’nda o cansız bedenler ambulansa taşınırken, kimin kime ne yaptığından çok ben iyi bir eğitimci olmadığımı düşünüyordum.