Bizler bu şehrin çocukları idik

Abone Ol

Yanlışıyla, doğrusuyla bizler bu kadim şehrin mirasçılarıyız.  Bizlere bırakılan mirası geleceğe taşımak ile mükellefiz.

Her erdem sahibi birey bu şehrin imarı ve inşası için bir tuğla koymak ister.

Şehirlerinin sosyo-kültürel gelişimine katkıda bulunma arzusu erdemli bireylerin iştahını kabartan bir durumdur.

Kadim medeniyetlerin  coğrafyalarında çocuk ve çocuk oyunları olmazsa olmazlardandır.

Kültürel bir mirasa sahip olan Malatya’da da çocuk ve çocuk oyunları kendinden söz ettiriyor.

Her birey çocuk olarak doğar büyür gelişir ve olgunlaşır. Olgunlaşma aşamalarından biriside çocuk oyunlarıdır.

Saklambaç, sek sek, körebe, develeme (topaç),  bilye, yedi tuğla oyunu, çelik çomak,

Yetişkinler tarafından oynanan güç gösterisi olan loğ kaldırma, uzun atlama, çizgi ve ip atlama, hollik, aldım verdim oyunu, beştaş oyunu, çember çevirme, çuval yarışı, deve cüce oyunu, dokuztaş oyunu, birdir bir, ip çekme yarışı, kibrit kutusu oyunu, köşe kapmaca oyunu, kutu kutu pense oyunu, yumurta tokuşturma oyunu,  vb. oyunlar Malatya da yaşayan çocukların iştirak ettikleri oyunlardır.

Evet bizler bu kadim şehrin çocuklarıydık. Bugünün aktörleri olmaya aday veya adaylarıyız.

Ya yarının mimarları olacağız ya da yıkımcıları…

Her birey toplumu farklı şekilde etkiler. Kimisi imar, inşa ve ihya eder; kimisi yerle yeksan eder kendi hevesi, nefsi ve makamı uğruna…

Asıl mesele bu iki insan tipolojisinden hangisi olmak.

Birinci insan modeli olabilmek için çaba ve gayret yetmeyecek, yürek azim, inanmışlık  ve ısrarcılık önem arz eder.

Hepimiz çocuk iken yukarı da bahsi geçen çocuk oyunlarının hemen hemen hepsini oynamışızdır. O oyunların özellikleri biz çocukların gelecek kişiliğine katkı sunmuştur.

Eğitimci Yazar Yasemin Katı ‘’Malatya Geleneksel çocuk Oyunları ve Çocuk Gelişiminde Oyunun Rolü’’ adlı makalesinin sonuç ve öneri kısmında;

‘’Oyun çağında olan çocuklar için oyun ihtiyacı, çocuğun diğer tüm ihtiyaçları kadar önem arz etmektedir. Oyun, çocuğun birçok açıdan gelişmesi için hayatında mutlaka olması gereken aktivitedir. Oyun; çocuğu fiziksel, sosyal, kültürel, psikolojik, dil, zihinsel ve psiko-motor açılardan geliştirir, sağlıklı bir birey olarak toplum içerisinde var eder. Bu nedenle oyunlar ve oyunun kazandıracakları kesinlikle göz ardı edilmemeli, çocuğun hayatında oyunun yeterince yer alması için imkanlar, seferber edilmelidir’’ der.

Çocuktur ne anlar, oyunu ne yapacak demek bireyin ve memleketin dibine dinamit sokmak ile eşdeğerdir.

Biz bu şehrin çocukları idik. Sokaklar, caddeler, daracık alanlar oyun sahalarımız idi. İpten yaptığımız toplarımız vardı. Kramponlarımız lastik ayakkabılarımızdı.  Kale direklerimiz ağaçtan derme çatma idi.

Yürüyüş alışkanlıklarımızı her gün şafak ile hayvanları dağa çıkararak yol alıyorduk. Dağlar, patika yollar pistimiz gibiydi.

Derelerde azgın suların geçtiği yerde uzun atlamalarımızı yapardık. Sabah kahvaltımız annemizin cebimize koyduğu birkaç kuru dut idi.

Kuşluk yemeğimiz kuru yufka ekmek, kaymaklı yoğurt, iyice kızartılmış tere yağı, tuz ve samırsak karışımı olan Türkçe ismini bilemiyorum ama Kürtçe ismi; ‘’Se run’’ idi. Muhteşem bir tadı vardı. Doğal antibiyotik idi. Sosyeteye sorsan cahil ve köylü yemeği idi.

Biz bu şehrin çocukları idik. Oyunlarımız ile kişiliğimiz şekilleniyor iken memleket sevdamız da beliriyordu.

Birlik ve beraberlik ruhunun neleri becerebildiğini oyunlarımız ile idrak ediyorduk.

Her oyunda geleceğe ait bir emare vardı.

Mutlu idik.

O günlerin hayalleri ile bu günlerde ‘’Asrın Felaketi’’ni yaşayan şehrimizi imar, ihya ve inşa etme arzu ve hevesimiz birilerinin birilerin  gölgesi ve bakiyesi ile sırtımıza basarak yükselmelerine şahitlik ediyoruz.

Bu şehrin çocukları idik hayallerimiz ve umutlarımız vardı. El birliği ile içimizde ki o çocukluğu yok ettiler/ediyorlar.

Kimimiz öğretmenimizi rol model olarak alıp öğretmen olma hevesindeydik. Kimimiz asker, kimimiz polis, kimiz hemşire, doktor, kimimiz topraktan ev ve kuleler ile aslında farkına varmadan mühendis olmak  istiyorduk. Geleceğe ait mutlaka bir hevesimiz ve umudumuz  vardı.

Dünün çocukları idik bugünün yetişkinleri olarak şehrimize bir şeyler verme çabamız; ‘’sen mi kurtaracaksın’’ cevabına muhatap olarak umutlarda heveslerde yerle yeksan ediliyor.

Bizler geçmiş günlerin çocukları olarak dijital yetişmedik. Yaşadığımız her zorluğu iliklerimizde his ederek üstelendik / öğrendik…

Bugün çocukluklarını yaşayamayan dijital çocuklar yarın için hayalleri olmayacak.

Bizler bu şehrin çocukları idik. Bugünün mimarı olma sevdamız zalim baba ve anneler tarafından engelleniyor. Birilerinin gölgesinde serinlemek ve birilerinin sırtına basarak yükselme erdem ve akıl olmuş durumda…

Yine de bizler bu şehrin çocukları idik. Hayallerimiz, sevdamız baki, mücadelemiz süregelen olacak.. Asla vazgeçmeyeceğiz. Bu şehrin menfaati ne gerektiriyorsa cesurca haykıracağız. Aklımız fikrimiz güzellikte, elimiz taşın altında olacak…

Şehrin mutlu çocukları idik.

Kalın selametle…