Bizim mahalle…

Abone Ol

Yazıya nasıl bir giriş yapacağımı kestiremedim.

Öncelikle 23 Haziran’da gerçekleşen düğün törenimizde kıymetli eşim Songül Hanım ve beni yalnız bırakmayan tüm dost, arkadaş, camia ve protokol mensuplarına teşekkür ediyorum.

Tabi düğün dolayısıyla yaklaşık 3 haftalık süreçte özellikle spor camiasında ne oldu ne bitti çok fazla bir takibim ve bilgim de olmadı.

Ta ki; tatilden döner dönmez Yeşilyurt Belediyespor’da yaşanan hoca krizine kadar.

Malatya’ya adımımı attım, sosyal medya hesaplarımı kullanmaya başladım, canım, evim, yuvam, iş yerim, hayatımın yüzde 51’i Busabah’tan içeri girdim ‘koşun kavga var’ dediler.

Anladım ki ben yokken de bizim mahallede hiçbir şey değişmemiş!

ÖNCE YENİ MALATYASPOR…

Adil Gevrek, mali ve seçim kongrelerini ilk kez bu kadar sorgulanır bir şekil de de olsa kazasız belasız atlatmayı başardı. Kulübün UEFA Avrupa Ligi’ne katılım hakkı elde etmesinden sonra tercih edilen Sergen Yalçın isminin hala camiada tartışılıyor olduğunu gördüm.

Akıllarda tek soru var:

“Başkan, hocanın istediği adamları zamanında almaz, sonuçlar da kötü başlarsa hoca ilk haftalardan zehir zemberek konuşup Malatya’yı terk eder mi?”

Sanırım, Sergen hoca sezonu burada tamamlayana kadar Malatya spor camiasının en hit dedikodusu bu olacak.

Kadro mühendisliği konusunda Sergen Yalçın’ın çok dikkat etmesi lazım. Her ne kadar kurulu bir takım, oturmuş bir sistem varmış gibi gözükse de Fofana ve Adis Jahoviç transferlerinden sonra, adı geçen isimleri de göz önüne aldığımızda belli ki oyun anlayışı değişecek.

Sergen Yalçın değişimleri en ince ayrıntısına kadar iyi hesap edilmezse, faturası çok ağır olur.

Öyle ilk maçtan UEFA’dan elenme falan filan demiyorum.

Sonu küme düşmeye kadar gidebilecek bir sürecin başlangıcı olur.

Onun için alınacak her oyuncu, transferlerin maliyeti, kadro kalitesinin artırımı gibi konularda çok dikkat edilmeli.

Alt yapı konusunda zaten bundan sonra hiçbir şey yazmıyorum, yazmayacağım da...

Mehmet Maden fiziksel, mekânsal ve olanaklar açısından yapılabilecek her şeyi yaptı.

A takımın bakış açısı, başkanın umursamazlığı ve son olarak alt yapıya verilen yöneticinin İstanbul’dan oluşu zaten söze gerek bırakmıyor.

Malatyalı Berkan’ı yazdık laf ettiler, Malatyalı Burak’ı yazdık görmezden geldiler, şimdide Malatyalı Samet varken 17 yaşında kaleci transfer ettiler…

Alt yapımızdan bu saatten sonra hiç bi cacık olmaz. Ben umudu kestim. Onun için bundan sonra şöyle olsun böyle olsun temennilerine de hiç girmeyeceğim.

HAYATİ PALANCI VAKASI…

Yeşilyurt Belediyespor’un Orhan Barman başkan ile yola devam etmesini, spora bakış açısını çay ocağında-ki dedikodularla belirleyen insanların anlamasını beklemiyordum zaten. İşin içindeki eski dostlukları bilmeyen, siyaseti okumayı anlamayan ve Çınar başkanın 1 aylık süreçteki görüşme trafiğinden haberdar olmayanlar birden sudan çıkmış balığa döndü.

Orhan Barman parayı çok sever. (paragöz anlamında değil) Önüne

60 milyon koysanız, ‘ben takımı 2,5 milyonla şampiyon yapacağım’ der. Adam bundan keyif alıyor çünkü. Anlayışı o.

Hayati Palancı’nın şampiyonluktan sonra devam etmesini herkes istiyordu. Orhan başkanın sıkı pazarlığı, hocanın geçen sezon sırf şampiyonluk için kendi maaşından çok fedakârlık etmesi ateşle barutu yan yana getirdi. En nihayetinde tam da zamanında araya giren Mehmet Çınar, müthiş bir kademeyle krizi önledi anlaşmayı sağladı.

Buraya kadar her şey normal!

Ama camiamıza bir baktım ki aman Allah’ım cennet mahallesinden farksız!

Normal hayatta meczup diye gülüp geçtiğimiz, asıl sevgileri futbola değil, müptelalığı başka şeylere olanlar birden orada burada sosyal medyada ahkâm kesmeye başlamış.

İşte o an tatili bitirip Malatya’ya yeni inmiştim. Bunları görünce dedim ki: Çok şükür memleketimde hiçbir şey değişmemiş her şey aynı duruyor(!)

Yahu siz kimsiniz?

Bu camianın hangi unsurusunuz? Belediyeler, yönetimler, medya sizi niye dikkate, kaale almalı?

Yeşilyurt’un bir yönetimi var. Başarılı bir sportif direktörü var. Belediye başkanı var.

Kriz olursa onlar çözer.

Ve de öyle oldu.

Hayati hocayla yönetim devam etmek istiyordu ve ediyorlar. Her şey bu kadar stabilken lütfen yine başarıya konsantre bir duruş koyalım ortaya. Takım nerde idman yapacak, nerde oynayacak, nerede yatıp kalkacak biraz da buna kafa yoralım.