BİZİ YIKMAK İSTİYORLAR!

Abone Ol

Evet, bizi yıkmak istiyorlar!

İster Batı deyin ister Amerika deyin ister Trump (Turp diye okunur) deyin…

İster İlluminati deyin ister Masonik yapılar deyin ister dünyayı yöneten 13 aile deyin…

Türkiye’de yaşayan her vatandaşımıza “Bizi yıkmak istiyorlar mı?” diye sorun tek cevap alırsınız;

“Evet, bizi yıkmak istiyorlar”…

Sağcısından solcucusuna, ülkücüsünden komünistine, paganından şamanına, ateistinden deistine aynı cevabı alırsınız.

Hatta Suriyeli sığınmacılara dahi sorsanız yine aynı cevabı alırsınız. Rahat rahat oturdukları yerlerinde;

“Evet, bizi yıkmak istiyorlar” derler.

Cevabı yıllardır aynı olan eyleme karşı ne yapmalıyız?

Gırnata eşliğinde içip içip Batı’ya küfürler mi savuracağız?

Biz çok güçlüyüz kimse bizi yıkamaz mı diyeceğiz?

Diyemeyiz!

Çünkü Batı’nın şu anki durumuna baktığın zaman ortada bir Hristiyan birliği görebilirsin ama yüz yıl savaşlarını, otuz yıl süren savaşları, birinci ve ikinci dünya savaşlarını bir daha okumamız lazım.

İngiltere, Fransa’yı çok mu sever ya da İtalya Almanya’ya âşık mı?

ABD, Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelere duygusal bakabilir mi?

Tüm Batı ülkeleri Çin’i bırak sevmeyi nefret ediyorlardır!

Hele bu ahir zamanda, kapitalin tek güç kabul edildiği bir evrende hangi ülke kendi çıkarları dışında bir ülkeyi sever ya da baskı yapmaz veya çıkarcı davranmaz?

Dünya’da öyle bir ülke yok!

Fatih Sultan Mehmet zamanında ülkelerin kralları hiyerarşik olarak bizim Sadrazamlar eşdeğerindeydi.

Güçlüydük çünkü…

Ama kusura bakmayın da o güçlü halimizde dahi bu kadar israfın içinden değildik!

Yapacağımız bu aslında, “Evet bizi yıkmaya çalışıyorlar” diyeceğiz çünkü her dönem aynıydı ama bu cevabı bilinen soruyu kafaya takacağız.

Yapacağımız tek şey israfı önlemek ve üretken olmamızdır.

Kurumlardan bahsetmiyorum.

Birey olarak israftan uzak durmamız lazım.

Birey olarak sadece tüketen değil üretken olmamız lazım.

Akşam kafayı yastığa koyduğumuz zaman “Ben bugün maaşımı hak ettim” diyebilmeliyiz.

İster özel ister devlet’te çalış fark etmez.

Tek fark çalıştığımız yere gerçekten faydalı olabiliyor muyuz?

Batı’ya küfretmenin veya kendimizi gaza getirmenin bu vatana bir faydası yok.

Bu vatana faydalı bireyler olmak istiyorsak…

Öncelikle kazancımızı hak edeceğiz.

Faydalı bireyler topluluğu bir ülkeyi güçlü kılar.

Faydalı bireyler topluluğu bir ülkeyi refaha ulaştırır.

BELEDİYELER FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNİ YAŞIYOR!

Allah aşkına rica ediyorum sizlerden…

Hamaset yerine icraat istiyoruz.

Facebook’ta herkesin yaptığı gibi “Bizi yıkmak istiyorlar” diyorsunuz ama bir icraat yapmıyorsunuz!

Güllük gülistanlık halleriniz devam ediyor!

Ülkede o kadar olay oldu, dolar yedi lira dayandı, şirketler kan ağlıyor, gazeteler dahi matbaa masraflarından dolayı kırk takla atarken belediyeler halen İstanbul’un fethini yaşıyor!

Birinizden bir önlem ile ilgili bir demeç bir söylem bir kısa cümle duyduk mu?

Allah aşkına rica ediyorum…

Biriniz çıkın ister başkan ister genel müdür ister genel müdür yardımcısı, ister daire başkanı fark etmez!

Biriniz çıkın “Bu olağanüstü halimizde biz bu önlemi aldık” deyin!

Mesela çok mu zor bu olağanüstü durumlarda ben ultra lüks makam aracımla değil kendi özel aracımla işe gideceğim, denmesi…

Çok mu zor!

Hepiniz varlıklı insanlarsınız Allah daha çok versin ama kardeşim Malatya’da bir Allah’ın kulu çıkmaz mı?

Hadi bireysel hareketleri geçtim…

Bir belediye çıksın desin ki “Biz bu olağanüstü durumlarımızda belediye olarak kullandığımız kâğıtlara sınırlama getirdik, kırtasiye masraflarını yarıya indirdik” desin bari…

Çok basit örnek veriyorum ve sadece A4 kâğıtlarında dahi bir önlem görmüyorsun, duymuyorsun.

Bunları görmeyince gerisi bana kimse kusura bakmasın hamaset geliyor!

Bizlere yönelik “şunu yapın bunu yapın” demeyin, önce siz yapın!

Hadi son bi örnek vereyim…

Mesela Esenlik markalı marketimiz var.

Malatya’da Esenlik raflarında yer almayan kaç yerel markamız vardır?

O raflarda olmamasını eleştirmiyorum çünkü belli kriterler vardır, raf parası veya toptan tedarikçi ile anlaşamaması gibi nedenler olabilir.

Serbest piyasa der geçerdik normal şartlarda ama durumumuz ortada…

40’ın üzerinde şubesi olan bir süper marketi biraz daha “yerli ve milli” yapamaz mıyız?

Çok mu zor!

Bu tür işler bu kadar mı zor yoksa bu işleri yapan insanlar mı zor kılıyor bu tür icraatları…

Bilmiyorum, bilemiyorum, çözemiyorum! busabahmalatya.com