Nasreddin Hoca, kadılık yaparken yanına bir adam gelmiş, sıkıntı yaşadığı biri ile ilgili atıp tutmuş. Hoca adama “Sen haklısın” demiş. Adam sakinleşerek hocanın yanından ayrılmış. Daha sonra problem yaşadığı adam hocaya gelmiş, diğer adam ile ilgili atıp tutmuş. Hoca bu adama da “Sen haklısın” demiş. Bu adam da sakinleşerek hocanın yanından ayrılmış. Adam gittikten sonra hocanın eşi içeriden seslenmiş:
-“Efendi ikisine de sen haklısın dedin, birinin haksız olması gerekmez miydi” deyince hoca, “Valla hatun sen de haklısın” demiş.
Kiminle hangi konuda konuşursak konuşalım- siyaset, ekonomi, kültür, sanat, sağlık, spor- herkes haklı!
Herkes “Sen haklısın”ı duymak için elinden gelen her şeyi yapıyor. İşin içinden çıkamayan olursa iftira atıyor yalan söylüyor… Kendisini rezil etme pahasına her türlü yola başvuruyor…
Geçen gün bir ahırın kapısındaki gübre yığınına baktım. Tavuklar eşeliyordu gübre yığınını. Bir sürü börtü böcek gübre yığınının içindeydi. Gübre deyip geçmeyin. Bazı canlıların rızkı da orda. Ayrıca kurutup kışın yakıt olarak kullananlar da var. Sonra sordum kendi kendime, gübreden bile onlarca canlının doğrudan faydalandığı bir dünyada, bir tavuğun içinde sindirilmemiş bir tane yem bulabilme ümidi ile hayvan dışkısının üzerinde şekilden şekle girdiği bu dünyada, “Sen haklısın” kelimesini duyabilmek için şebeklikte sınır tanımayan insan çok mu şey istiyor,diye…
Yeter ki bir şeyi yapmaya karar versin, bahanesi hazırdır insanın. Davasını unutur, prensibini unutur, dün ne dediğini unutur… Yeter ki karar versin aklındakini yapmaya!
Peki, “Sen haklısın”ı duymak için yapılan fedakarlıkları anladık da ‘hak’ kime, neye göre belirleniyor?
Bir konu ile ilgili bildirilen görüş sayısının fazlalığı mı? Bilim ilim ya da kutsal metinlere göre mi? Takdir vicdanı ile muhasebe yapabilenlerin…
Menfaatleri uğruna batılı hakka tercih eden dalkavuklara ne demeli? Koloni halinde yüksek yaşam standartları ile yaşama amaçları uğruna, onur gurur ve haysiyetlerini ayaklar altına alabilen bu insanların, köpek balığının etrafından hiç ayrılmayan, köpek balığının avının artıklarıyla beslenen, avlanma yeteneği olmayan küçük balıklardan ne farkı var!
Herkeste bir önceki kuşağa olan özlem cümleleri insanlık tarihi boyunca hep kurulmuş. Bu kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Bir sonraki kuşağı bir önceki kuşağa benzetme arzusu hep olacaktır insanoğlunun hedefinde. Çünkü o, yani kendisi değerlendirmeye kapalı, her söylediğinde haklı olandır. Daha doğrusunu atası yapardı, nesli deatası gibi olmalıydı!
İnancımız ne olursa olsun hep birlikte bir gün tasvir edelim. Hesaplaşma günü olsun o gün. Öyle ki yakınlık derecesi ne olursa olsun kimsenin kimse için bir şey yapamayacağı, bir şey eksiltemeyeceği, bir şey artıramayacağı bir gün. O gün, bu gün yanımızda olduğunu düşündüğümüz kiminle yola devam etmek isterdik? Bizlere zerre kadar maddi faydası olmayan birinin ismini şimdiden zikredebiliyorsak hala tutulabilir bir tarafımız var demektir.
Toprakla buluşmak üzere…