Bir gece yarısı gelen mesaj ve kaybolan tapular: Depremzedeye reva görülen bu mu?

Abone Ol

Bazen bir haber duyarsınız, yüreğinizde bir şeyler kopar. Haksızlığa uğrayanları düşündükçe, boğazınıza bir düğüm oturur. Malatya’nın İkizce Mahallesi’nde yaşananlar tam da böyle bir hikâye… Depremin yıktığı hayatların üzerine, şimdi bir de adaletsizlikle bir darbe daha indiriliyor.

Düşünün… Hayatınızı adadığınız topraklarda uyanıyorsunuz. Sabah güneş, her zamanki gibi bağınızı, bahçenizi aydınlatıyor. Belki çocuklarınızın ayak izleri hâlâ bahçenizde, belki dedenizden miras kalan bir ağaç köşede duruyor. Ama bir mesaj geliyor telefonunuza. Tek bir SMS. O toprak artık sizin değil. Tapunuz silinmiş, hakkınız yok sayılmış, evinizden, bahçenizden koparılmışsınız.

Sadece bir depremzede olmanın acısını değil, bir de adaletin elinizden kayıp gittiğini hissediyorsunuz. Ve işin en acı tarafı, bunu yapanlar sizin yanınızda olması gerekenler…

ADALET Mİ? YOKSA GÜÇ SAHİPLERİNİN İRADESİ Mİ?

Adalet, sadece mahkeme salonlarında aranan bir şey değildir. Adalet, bir insanın emeğinin, mülkiyetinin, hayatının hiçe sayılmamasıdır. Bir devlet, vatandaşına güvence verir. Kamulaştırma, devletin vatandaşın malına kamu yararı için el koymasıdır ama bunun bir karşılığı olur. Öncesinde görüşülür, konuşulur, ikna edilir. Burada ise ne görüşme var ne pazarlık ne de bir açıklama. Sadece zorbalık var. Bir gece yarısı alınan bir karar ve bir sabah mülksüz uyanan insanlar…Sahi, yerini ne zaman güç sahiplerinin iradesi aldı?

TOKİ EV YAPIYOR AMA KİMİN ÜZERİNE?

Devlet, depremzedeler için konut yapsın, başlarını sokacak bir yuva versin. Kimsenin buna itirazı olamaz. Ama kendi evini kaybetmiş bir insandan, tapulu arazisini gasp ederek bir başkasına ev yapmak… İşte burada bir durup düşünmek gerek. Bu nasıl bir vicdandır?

Bir yanda köylülerin, çiftçilerin elindeki topraklar apar topar alınırken, diğer yanda devlet arazileri satılıyor. Milli Emlak, imara açılan bölgeleri elden çıkarırken hiçbir tereddüt etmiyor ama iş depremzedeye gelince, gözler tapulu arazilerine dikiliyor. Hani adalet? Hani vicdan?

İkizce ’de yaşayan insanlar sadece topraklarını değil, geçmişlerini ve geleceklerini de kaybediyor. Bir ev sadece dört duvar değildir; bir bağ, bir bahçe sadece toprak değildir. O toprakta hatıralar vardır, çocukluk vardır, alın teri vardır. Bir insanın kökleri vardır. Köklerinden koparılan bir insan, nereye tutunabilir?

İKİZCE HALKI DİRENİYOR: BU SADECE BİR MAHALLE DEĞİL, BİR ADALET MESELESİ

Şimdi İkizce halkı, 20 gündür gece gündüz nöbette. Çünkü biliyorlar ki, eğer bugün bu haksızlığa ses çıkarmazlarsa, yarın bu adaletsizlik başka mahallelerde de yaşanacak. Bugün bir köyde sessizce yapılan haksızlık, yarın başka şehirlerde yankılanacak.

Depremzedeler, sadece bir afetin değil, adaletin de kurbanı olmamalı. Hukukçular, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları, bu insanların sesini duyurmalı. Çünkü susarsak, sıra hepimize gelir.

Adalet bir gün herkese lazım olur. Ama o gün gelmeden önce, vicdan sahibi herkesin bu hukuksuzluğa karşı durması şart!

Ve unutmayın, adalet bir gün hepimize gerek olacak…