Bir baskı grubu olarak TOBB

Abone Ol

Gümrük ve Ticaret Bakanımız değerli hemşerimiz Sayın Bülent Tüfenkci ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın görkemli açılış töreni bana şu soruları hatırlattı: Ticaret ve Sanayi Odası nedir? Ticaret Borsası nedir? Kuruluş amaçları, tarihsel gelişimleri ve hedefleri nelerdir? İşlevleri ve özelliklede etki alanları nelerdir? Bugünkü yazımda bu araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedim.

Batı toplumlarında tüccar ve sanayiciler, kurdukları meslek kuruluşları aracılığıyla 18. yüzyıldan itibaren ülkelerinin ekonomi politikalarında söz sahibi olmaya başlamışlardır.Osmanlı toplumunda oda fikri ise, “Batılılaşma hareketi” ile birlikte gündeme gelmiş olup, 1856 tarihli Islahat Fermanı ile tüccarların örgütlenmelerine olanak tanıyan yeni düzenlemeler yapılmıştır. Aslında, Osmanlı döneminde esnaf, 1500’lü yıllardan başlayarak loncalarda teşkilatlanmaya başlamıştır. Ancak ilk oda, 1879 yılında, Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası adıyla kuruldu. O’nu, İstanbul ve İzmir takip etti. Bunlar, bugünkü Odalar ve Borsalar Birliği’nin ilk örnekleri olmakla birlikte, 1925, 1943 ve nihayet 1950 tarihlerinde, bu konuyla ilgili kanunların yayınlanmasından sonra, oda ve borsaların sayısı hızla artarak “Ticaret ve Sanayi Odaları”, “Ticaret Odaları, Sanayi Odaları”, “Ticaret Borsaları ve Deniz Ticaret Odaları” kimliğine büründü.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, çağdaş bir yaşamın vazgeçilmez altyapısını oluşturan sanayi ve sermaye birikimi yoktu. Türk hükümetleri bir yandan devlet eliyle sanayileşmeye çabalarken, öte yandan da özel sektörü geliştirecek politikalara ağırlık veriyordu. Özellikle 1950’li yıllarda özel sektör de yavaş yavaş Türk sanayisine damgasını vuracak yatırımlara başlıyordu. İşte bu süreç, özel sektörün kendine ait örgütlenmeleri oluşturma isteğini artırıyor, bu da Devlet tarafından açıkça destekleniyordu.

Sonuçta, hukuki nitelik ve yetkileri birbirinin aynı, ancak görevleri küçük farklılıklar gösteren oda ve borsalar ülke çapında örgütlenerek üyelerinin haklarını, çıkarlarını, daha iyi korumak, geliştirmek, Türk özel sektörünün yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da sesini duyurmak, ülkenin ekonomisini ve politikalarını etkilemek ve gelişmiş ülkeler boyutlarına ulaştırmak amacıyla 6 Şubat 1952 tarihinde organ seçimleri tamamlayarak bugünkü adıyla ‘Türkiye Ticaret Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği’ni (TOBB) kurdular.

TOBB’un temel hedefleri arasında; odalar ve borsalar arasındaki birlik ve dayanışma ile ticaret ve sanayinin genel menfaatler çerçevesinde gelişmesini sağlamak, mesleki faaliyetleri kolaylaştırmak, halkla olan ilişkilerde Güveni hâkim kılmak, meslek disiplin ve ahlakını korumak yer almaktadır.

TOBB’un ne kadar etkili bir baskı grubu olduğu, şu ifadelerden kolaylıkla anlaşılabilir: “Türkiye’de kanunların oluşmasında TOBB’un ayrı bir önemi vardır. Hükümetler özellikle ekonomik alanda ürettikleri politikaları, Kanunları, TOBB ile istişare etme ihtiyacını hissederler veya TOBB’un kanun tekliflerini veya kanun değişiklik önerilerini dikkate alırlar. Bunun nedeni, TOBB’un Türkiye’nin en büyük sivil ekonomik örgütü olmasıdır.”

Bunun yanında tüm oda ve borsaların, dolayısıyla tacir ve sanayicilerin temsil edildiği TOBB Genel Kurulu, aynı zamanda yapısı gereği özel teşebbüsü birleştirici ve kaynaştırıcı bir işleve sahiptir. Ülkenin önemli ekonomik sorunları ile güncel olayların tartışıldığı, dünyadaki değişim ve gelişmelerin değerlendirildiği Genel Kurul, bir tür ekonomik zirve niteliği taşımaktadır.

TOBB’un, yönetimi etkilemede kullandığı araçlar ise şöyle sıralanabilir; Siyasal iktidarın büyük katılımlarıyla düzenlenen bölge gezileri, Toplantılar ve paneller, sorunların ve çözüm önerilerinin kamuoyuna sunulduğu gazete, dergi ve kitap gibi yayınlar ile görsel medyadır.

Önemli NOT: TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

15 Temmuz’da yaşadığımız işgal girişimi gibi büyük bir felaketin bir daha yaşanmaması için milli ve manevi değerlere sahip, vatan ve millet bilinci oturmuş; aklını, izanını, iradesini başkalarının tasarrufuna vermeyen düşünen, sorgulayan, üreten, alanında iyi yetişmiş; günümüz teknolojilerini iyi bilen ve inovasyona yoğunlaşmış; ailenin en önemli toplumsal yapı taşı olduğuna inanan; halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğu düsturuna sahip olarak hizmet eden, düzgün, dürüst, imanlı ve ahlaklı bir nesil yetiştirme gereğinin bir tercih değil zorunluluk olduğu şiddetle görülmüştür.

Bu nedenle buyurdu tek önder, iki cihan güneşi Efendimiz (s.a.v), bir harpten geldiği gün: “Döndük küçük cihattan, büyük cihada bugün.”