Bu sözünüzün delili nedir?
Delilsiz konuşmayın!
...
Delil isteyen adamın hikayesidir bu...
İlkokul 3. sınıfta tabiat bilgisi dersinde öğretmen ders anlatırken “Dünyanın güneşten kopmuş bir uydu” olduğunu söylemesi üzerine, sınıfın eleştirel zekalı sıra dışı öğrencisi, ayağa kalkarak “Peki öğretmenim, Güneş nereden kopmuş” diye sorması üzerine zor durumda kalan öğretmen, öğrencinin yanına gelip sınıfın ortasında kulağını kıvırarak ona hayat boyu unutamayacağı bir şamar yapıştırdı...
Arkadaşları arasında küçük düşen küçük öğrenci o gün okulu terk etti ve bir daha okula adımını atmadı...
O yıllarda okula gitmeyen çocuklar bir zanaat’a gönderilirdi ve ailesi de onu zanaat öğrensin diye tanıdık bir kuyumcunun yanında çıraklığa gönderdi. Atölyede kömürle altın eriten küçük çırak, eve eli yüzü kap kara vaziyette gelince rahmetli anacığı dayanamadı ve kuyumcu çıraklığından alıp Bedri Topalezber ustanın yanında terzi çıraklığına verdiler.
Bu ilkokul üçüncü sınıftan sonra okulu terkeden çocuk kimdi biliyor musunuz?
Çağının Büyük mütefekkiri Mehmed Said Çekmegil’di...
Nev-i şahsına münhasır, sıra dışı, duygulu, özgün, içi dışı bir, sözünü sakınmayan, okuyan, sorgulayan, eleştiren, kritik yapan, “Bilge Terzi” lakaplı ilkokuldan başka hiç bir okul okumamış, alaylı, buna rağmen hatırı sayılır 37 eser hazırlamış, 49 konferans vermiş bir şair, bir mütefekkir ve Malatya’lı bir münevver...
HAYATIM Doğmuşum istiklâl harbinde Lâtin harflerle beraber mektebe girmişim (Evlenmişim) onsekizinde Olmuşum, ikinci cihan harbinde asker Üçbuçuk yıl sonra dönmüşüm ama Babamı bulamamışım bu sefer Bulmuşum kendimi bir mücadele içinde Gün olup iftiralara uğramışım Son ihtilâlde nezarete alınmışım Tam beşbuçuk ay kalmışım orada Aile derdi, millet derdi, vatan derdi.. Sarmış her tarafımı Yarıda kesmek isterler lâfımı Kırk yaşında olmuşum dede Biraz bir şeyler okumuşum Doğruyu Resulullahta bulmuşum Müslüman Türküm demişim Türkün Müslüman kalmasını istemişim Anlamak istememişler beni Tahrik etmişler aleyhime, anlamak isteyeni Çapına göre mücahedeli bir hayat Gemilerini yaktırmıştı ya Tarık bin Ziyad Bize de yaktırmış Hazreti Allah Sonu hayır olacaktır inşallah.
Hayatını kendi dizeleriyle böyle anlatan 1921 yılında Malatya’da doğan, İlkokuldan sonra resmi bir okula devam etmeyip kendi kendini yetiştiren Çekmegil, on sekiz yaşında Zinnet hanımla evlendi. İkinci Dünya Savaşı’nın çıktığı yıllarda ilk çocuğu Mehmed Selami dünyaya geldi. Daha sonra dört kızı oldu. 1940’ta askere alındı ve üç buçuk yıl Bandırma’da askerlik yaptı. Askerlik sırasında üsteğmen olarak görev yapan Alpaslan Türkeş’le sıkı bir dostluk geliştirdi. Askerden döndüğünde Malatya’da bir terzihane açtı. Sonrasında “Çekmegil Akademisi” olarak anılacak bu dükkânda mesleğine devam etti.
Cumhuriyet dönemi İslam aydınların önde gelen isimlerinden biri olan Çekmegil, eserlerinde ortaya koyduğu düşüncelerin özgünlüğüyle dikkat çekti. Büyük Doğu Cemiyeti’nin kuruluş yıllarında ve sonrasında yurtiçinde pek çok il ve ilçede, yurtdışında da İngiltere ve Almanya’da konferanslar verdi. Malatya Fikir Kulübü kurucuları arasında yer aldı. 1950 li yıllarda kurulan Büyük Doğu Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Malatya Kültür Derneğinin bir süre başkanlığını yaptı. 1960’lardan sonra Malatya Fikir Kulübü’nün fahri başkanı oldu.
1960'lı yılarda bir gazetenin düzenlemiş olduğu deneme yarışmasında Said Çekmegil birinci, Nurettin Topçu ikinci Sezai Karakoç ise üçüncü oldu.
Malatya’yı terkedip diğer şair ve yazar dostları gibi İstanbul’a yerleşmesi konusundaki telkinleri dinlemedi ve çok sevdiği Malatya’yı terk etmedi. Bu da onun tanınırlığı konusunda bir dezavantaj oluşturdu.
Günlük politikaları benimseyen bir siyasi parti anlayışını tasvip etmediği için siyasete hep mesafeli durmuştur.
1960 ihtilalinde Said Çekmegil de tutuklanıp Sivas’a götürüldü. Bunu duyan ihtilalin “kudretli Albayı” Alpaslan Türkeş, o zaman lisede talebe olan oğlu Selami’ye telgraf çekerek teselli etmiş bu vefakâr hareketiyle iki oğlu içeri alınmış yaşlı bir ananın daha da üzülmesinden başka bir şeye yaramayacak ev aramaları gibi eziyetlerin önüne geçilmesine vesile olmuştur.
Sivas Kampı’nda Kürt aydınların ve aşiret reislerinin yanı sıra Mehmet Kırkıncı ve Mehmet Kayalar gibi Nurcuların önde gelen isimleri de bulunuyordu. Sivas Kampı’nda tutuklu bulunan bir diğer kişi ise Türkiye’deki tevhidî uyanış çizgisinin önemli isimlerinden, Malatya Ekolü olarak adlandırılan düşünce hareketinin mimarı Said Çekmegil’di.
Demokrat Parti ile olan ilişkileri ! aracılığıyla bankalardan kredi almakla suçlanan Çekmegil:
“Kumaş mubayaası için gittiğim İstanbul`dan yeni dönmüştüm. Bayram arasıydı. Kumaşları rafa dizmiş çalışıyorduk. Gel gör ki imtihanımız bizi değişik bir durumla karşı karşıya bırakmıştı. İhtilal olmuş, Türkiye allak bullaktı. Komşumuz polisin efendice davetiyle karakola götürüldük. Gidiş o gidişti. Gözümüzü Sivas`ta açtık. Acaba ne için tutuluyoruz derken, günler sonra sivil bir mahkeme önüne çıkarıldık. Hâkim soruyordu: “Parti nüfuzunu kullanarak bankalardan aşırı kredi çekmişsin?”
- “Muhterem Hâkim Bey, hayatımda hiçbir partiye girmedim ki nüfuzunu kullanabileyim.
-Ve yine hayatımda hiçbir bankadan kredi talebinde bulunmadım ki bir kuruş borç alabileyim.
-Her tüccar için normal görülen kredim yoktu ki aşırısını almış olayım,”
diye ifade vermiştim. Ancak daktilonun başındaki bayan inanmamış, edasında başını sallayıp durmuştu...
Kendisi gibi sıra dışı bir kişilik olan Bülent Ecevit’in başbakan olduğu yıllarda bir Malatya gezisi sırasında dikkat çekici bir olay vuku buldu. Faik Türün Paşa “dikkate değer bir mütefekkir” diye bahsettiği Said Çekmegille tanışmasını tavsiye etti. Partinin tüm Malatya teşkilatının karşı çıkmasına rağmen onları da yanına alıp “kendi partilerine muhalif bile olsalar” böylesi düşünürlerden uzak kalmamaları tavsiyesinde bulunarak Çekmegil’in terzi dükkanını ziyarete gitti.
Tabular yıkılmış güzel bir sohbet gerçekleşmiş iki taraf da memnun kalmıştı. Bu sohbetten etkilenen Ecevit bu sıra dışı adama hayranlık duymuştu. Bülent Ecevit Malatya’dan sonra gittiği Adana mitinginde “Ortanın solu, Muhammed’in yolu” sloganını deklare etmiş fakat parti çevresinden gelen tepkiler üzerine bu sloganı terk etmişti.
Bülent Ecevit, Çekmegilin dostluğuna o kadar çok değer verirdi ki oğlu Selami Çekmegil’i SSK Yönetim Kurulu Üyeliğine atayarak vefasını göstermişti.
Sırf Ecevit değil, Çekmegil, Necmettin Erbakan'dan Süleyman Demirel’e ve Turgut Özal'a bir çok liderden iltifat gören itibarlı bir fikir adamıydı.
Çekmegil, alışılmış tutum ve davranışlar hususunda herkesi şaşırtan farklı davranış modelleri geliştirmişti. “Karşılıksız bir yardımı alanın değil, verenin alana teşekkür etmesi gerekir” derdi.
Ne iş yaparsınız sorusuna ders çalışıyorum, talebeyim cevabı veren, delilsiz, dayanaksız, Allah veya Allah Resulü adına yapılan konuşmalar, anlatılan menkıbeler ve masallar, bu konuda yazılan yazılar onun hedefinde olan konulardı. Halkın itibar ettiği meşhur eserleri ele almış ve bunların içinde bulunan şirk, zulüm, küfür sayılabilecek bölümlere işaret etmiştir.
Son yıllarda dinlediğim, kendine din alimi diyen sözde alimlerin! hemen hemen hepsi de sorulan tüm sorulara bilse de bilmese de cevap verme gibi bir zorunluluklarının olduğunu sanıyorlardı. Oysa Said Çekmegil topluluk huzurunda kimi sorulara “bilmiyorum” diyebilme cesareti ve erdemi gösteren ender insanlardan biriydi.
Kritik yapmayan cemiyetler dikta rejimlerine döner” diyerek, dikta rejimlerinde şuranın ortadan kalkacağını ve riyakarlığın artacağından korkardı. Allah’ın elçisi ve Dört Halife sonrasında idarenin saltanata dönüştürülmesinden rahatsızdı.
Döneminin şair ve yazarları tarafından devrimci olarak nitelendirilen Mehmed Said Çekmegil 2004 yılında, Turan Emeksiz caddesindeki “İslamol konut” dan ayrılıp misafirliğe gittiği İstanbul’da kalp yetmezliğinden vefat etti. Pendik mezarlığına defnedildi.
Bir değerimizi daha andık ve de hatırlattık...
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun....
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…