Bundan 2 bin yıl önce beyin hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Eski Yunan’da düşünmenin merkezinin kalp olduğu sanılıyordu. Düşünme merkezinin beyin olduğu Rönesans’la anlaşılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, beyinle ilgili bilgiler açıklık kazanmaya başlamıştır.
Beyin sağ ve sol olarak iki parçadır. Beyinin sağ kısmı vücudun sol, beyinin sol kısmı vücudun sağını yönetmektedir. Sağ ve sol beyin uyum içerisinde çalışmaktadırlar.
Beyinin sol kısmı daha çok matematik, mantık ve ilgili konularla ilgilenirken, beynin sağ kısmı hayal, müzik ve sanat gibi faaliyetleri üstlenmiştir. Sağ beyin parçasının yenilikçi ve zeki olduğu görülmüştür. Bu sebeple Batı’da herhangi bölümde okuyan liselilerin sosyal bir hobisinin olması zorunlu tutulmaktadır.
Çalışmalar beyninin yarısını daha fazla kullanan insanların, beyinlerinin diğer kısımlarını pek kullanmadıkları görülmektedir. Aslında beyninin her iki yanını da kullanan insanlar olağanüstü performans sahibidirler. Mesela, Einstein ve Leonardo da Vinci beyinlerinin iki yarısını da birlikte kullanan kişilerdi.
Ayrıca, bir araştırmada büyük beyinli insanların zeki olmadığı ve küçük beyinli insanların zeki oldukları görülmüştür. Zekayı belirleyen şeyin beyin hücreleri sayısı değil, beyin hücrelerinin kollarındaki çıkıntılarla ilgili olduğu anlaşılmıştır. Üst beyin daha çok entelektüel faaliyetlerle ilgilenmektedir. Alt beyin ise daha çok günlük işlere bakar. Alt beyin evrim olarak ilkel olan bir beyindir ve daha çok hayvanlarda hâkim durumdadır.
Üst beyin alt beyni programlayabilmekte ve fiziksel sağlığı, zihinsel yeteneği, motivasyonu ve iradeyi etkilemektedir.
Beynin daha iyi çalışması için olumlu düşünülmelidir. Olumlu düşünce mutlaka bir olumlunun üzerine inşa edilmelidir. Olumlu düşüncede zorunlu olan şey olumluyu olumlunun üzerine programlamaktır. Örnek vermek gerekirse, kendinizi hasta olmamaya programlamamalısınız, kendinizi iyileşmeye ve tamamıyla sağlığınızı korumaya programlamalısınız.
Yaşlandıkça beyin hücrelerinin öldüğü ve bu sebeple yaşlı insanların beyinlerinin bozulduğu düşüncesi yanlıştır. Doğumdan itibaren günde on bin beyin hücresinin öldüğünü düşünürsek, seksen yaşına geldiğimizde toplam beyin hücresi kaybı yüzde 3’ten az olmaktadır.
Eğer beyin uyarılırsa isterse yaşlı bir insan olsun, her bir beyin hücresinin kollarında fiziksel olarak daha fazla çıkıntı olacaktır. Tabii ki bu çıkıntılar beyindeki bağlantıların sayısını artıracaktır.
Beynimizin sadece yüzde birini kullandığımızı sanıyorduk. Yapılan araştırmalar beynimizin yüzde 1’inden daha aşağılarda kullandığımızı göstermektedir. Yani, geriye beynimizi kullanmadığımız yüzde 99’dan daha fazla kısım kalıyor.
Beynimizi geliştikçe geliştirmeliyiz.