Sezonun bitimine ramak kala, Play-Off şansımızın azaldığı ve Adana Demirspor maçının sonucunu zerre düşünmeden yazıyorum bu yazıyı.
Benim için Alima Yeni Malatyaspor 2015-2016 futbol sezonu şampiyon tamamlamıştır.
Kim ne derse desin, kim ne düşünürse düşünsün, benim yorumum bu.
Biz değil miydik bu takımın ligde kalmasının zor olduğunu söyleyen? Biz değil miydik bu takım paraşütsüz düşer diye ön görülerimizi yarıştıran?
Bugün ne değişti peki?
Neden Play-Off elimizden kaçmış da, başarısız olmuşuz gibi ah vah ediyoruz öyleyse? O kadar kolay mı bu işler, o kadar kolay mı futbolun şifreleri?
Tamam, olsa iyi olurdu. En azından tecrübe kazanırdık. Ama olmadı diye de kalkıp bu kadar emek harcayan başta futbolcular olmak üzere, teknik heyet ve yönetime sallamak, hakaretler etmek büyük haksızlık değil midir?
Hem biz bırakalım ‘takım Play-Off’a gitti –gidemedi’ tartışmasını da, şimdiden senenin hesaplarını yapmaya başlayalım bence. Bu takım seneye de bu kadar şanslı olmayabilir. İrfan Buz gibi başarıya aç bir hoca takımında başında olmayabilir!
Bu kısmı özellikle vurgulamak istedim, çünkü ben seneye İrfan Buz’un Alima Yeni Malatyaspor’la devam etme ihtimalini düşük görüyorum.
Yok, bunu bir şey bildiğimden değil, sadece yönetim ve hocanın mevcut ilişkisine bakarak söyledim.
Seneye bu kadar kolay bir lig olmayacak… Mersin, Sivas ve Eskişehir Süper Lig’e tekrar dönmek isteyeceklerdir. Mevcutta bu işe dünya kadar para harcayıp, başarısız olan takımları da hesaba katacak olursak, işimiz kolay olmayacak.
O yüzden kısır çekişmelerle vakit harcamak kimseye bir şey kazandırmaz.
Alima Yeni Malatyaspor’un önünde tüzük gereği yapılması gereken bir seçimli kongre var. Ben bu kongrenin çok şeye gebe olacağını düşünüyorum.
44 Malatyaspor’a üzüldüm!
Bölgesel Amatör Lig’de Malatya futbolunun yarınlarını yakından ilgilendiren bir müsabaka oynandı. Bir tarafta harcanan paralara ve yıllara rağmen bir türlü 3. Lig’e çıkamayan esnaf takımı 44 Malatyaspor, diğer tarafta ise üniversitenin öz kaynaklarıyla, Malatya’ya bir profesyonel takım kazandırmak hedefiyle yola çıkmış İnönü Üniversitesi.
Bu maçın sonucunu tam 2 ay önce tahmin etmiş ve bunu da yakın çevremle paylaşmıştım. Onlara bu yönetim anlayışıyla 44 Malatyaspor’un daha fazla nefes alamayacağını söylemiştim. Nitekim de öyle oldu.
Benim üzüldüğüm tek nokta, insanlıklarından zerre şüphe duymadığım Barış Bingöl ve Müslüm Boztaş’ın harcadığı emek ve paranın heba oluşu oldu.
Keşke sonu böyle olmasaydı bu işin. Ancak bir de futbolun reel tarafı var. Yani siz taşları doğru koymadığınız taktirde başarılı olma şansınız mucizelerle eş değer olur.
Akıl verenin çok olunca yolunu bulman zor olurmuş. İşte 44 Malatyaspor’da yaşanan da tam bu oldu. Kendi menfaatleri için, beş para etmez fikirleriyle Barış Bingöl ve Müslüm Boztaş’ı zehirleyen çok bilenler, bugün bu tabloya en çok sevinenler! Bir kenarda oturup, içten içe sevindiklerine hiç şüphem yok.
İnönü Üniversitesi...
Gelelim İnönü Üniversitesi’ne… Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Kabul etmek lazım ki adamlar güzel bir iş başardılar. Tabi bu işin bir de koca bir ‘ancak’ı var.
Ancak, bu başarı sadece bir ‘kendini kanıtlama’ başarısı ise, o zaman işin rengi değişir işte.
Üniversitenin öz kaynakları sonsuz ve sınırsız… Yeter ki çalış, yeter ki iste, bütün kapılar önünde açılır. Bu başarıda elbette ki emek var, alın teri var, bunu kimse inkâr edemez. Benim söylemek istediğim şu: nasıl devlette süreklilik esas ise, bu imkânlar içerisinde de başarının sürdürülebilirliği önemli.
Murat Kurt...
Kişiliği, kariyeri ve akademik bilgisiyle ileride çok başarılı olacağını düşündüğüm bir teknik adam kazandı Malatya futbolu. Teknik adamlık çok yakıştı gerçekten Murat Kurt’a. İnşallah başarılıları daim olur da, biz de hep böyle avuçlarımız şişene kadar alkışlarız.