Beklenti yüksek!

Sözümüz yeni “Eğitim Bakanımıza!”

Abone Ol

Sözümüz yeni “Eğitim Bakanımıza!”
Türkiye’deki eğitim sorumluluğunu omuzlayan Sayın Yusuf TEKİN bakanımız, uzun yıllardan beri Milli Eğitim camiasının içerisinde olup birçok bakanla yan yana, omuz omuza çalışmış ve üst düzey yöneticiliklerde bulunmuştur. Birçok bakanın doğrularını rehber edinip yanlışlarından ders çıkaracak olgunluğa ve ferasete sahip, aydın bir insandır. Hal böyle olunca da Türk halkının, özellikle eğitim camiasının kendisinden beklentileri de yüksek olacaktır.
Her şeyden önce eğitim sistemimizi baştan sona gözden geçirip Türk insanının ruhsal ve sosyolojik yapısına uygun hale getireceğine inanan insanlardan biriyim ben. Bir yandan teknolojik hamlelerin başına çocuklarımızı, gençlerimizi geçirirken diğer yandan bu milletin örf, âdet, gelenek ve inançlarını kalıcı kılacak, yeni nesillere aktaracak, köklü bir eğitim sistemini oturtacağını ümit ediyorum. Gençlerimizi amaçsız, hedefsiz, yeteneklerini geliştirmekten yoksun bırakan, onları atalet ve miskinlik çukuruna sevk eden, sosyal medyadan başka uğraşısı bulunmayan birer robot haline getiren mevcut sistemi, baştan sona revize etmesini bekliyorum.
Sonra diğer sorunlar gelecek tabi ki…
Mesela, öğretmen sorunları. Sayın Bakan’ımızın öğretmen sorunlarına vakıf olduğunu biliyorum. Aynı zamanda üniversite rektörlüğü de yaptığı için bu meselelere birçok yetkiliden daha fazla nüfuzu olduğunu varsayıyorum. Her yıl 40 binin üzerinde öğretmen ataması yapıldığı halde sayıları hızla artan “atanamamış öğretmen” problemini çözmek, bu tecrübedeki bir bakan için zor olmasa gerek. Benim gibi sıradan bir eğitimci dahi bilir ki gerçekçi bir istatistiksel ölçümle önümüzdeki 5-10-15-20… yıllık öğretmen ihtiyacı belirlenebilir. Bu ihtiyaca göre fakültelerde bölümler tahsis edilip öğretmen adayı alınırsa yakın gelecekte atanamamış öğretmen tabiri, tarihe karışacaktır. Aksi halde sırf üniversite mezunu oranı artsın diye ihtiyaç fazlası bölümler açılırsa baba parasıyla geçinen insan sayısının artışından başka bir işe yaramayacaktır bu eylem.
Öğretmen sorunu yalnızca atama ile ilgili değil elbette. Liseyi bitirip üniversite eğitimini öğretmenlik mesleği üzerine yapmak isteyen adayların üniversite giriş sınavları haricinde “psikolojik, mesleki uygunluk vb.” birtakım test ve sınavlardan da geçmesi, bu mesleğin kalitesi açısından elzemdir. “Başka bölümler yüksek puan istiyor, bunun puanı düşük, hiç olmazsa öğretmen olayım…” düşünceleriyle hasbelkader öğretmen olanlara, “en değerlimizi, yavrumuzu” teslim edip haydi bunu en iyi şekilde yetiştir demek akla ve mantığa aykırı olsa gerek. Zaten, okul öncesinde pırıl pırıl, tertemiz bir biçimde emanet edip 12. sınıfta tanıyamayacağımız şekilde aldığımız yavrularımızın halinden belli değil mi? Bunda, yetersiz öğretmenler kadar mevcut eğitim sistemimizin de suçu var elbette.
Öğretmeni en kaliteli biçimde yetiştirip en değerli varlıklarımızı ona emanet ettikten sonra, işin tabiatı gereği o öğretmene de en kaliteli maaşı vermek durumundasınız Sayın Bakanım. Düşük bir bütçe ile kaliteli bir araca veya eve sahip olamadığınız gibi, düşük ücret ödediğiniz eğitim neferlerinden de bir eğitim zaferi bekleyemezsiniz. En çok kıymet verdiğiniz evladınızı, en düşük memur maaşını ödediğiniz öğretmenlerin ellerine teslim ederseniz mantığa ve hayatın genel doğrularına aykırı hareket etmiş olursunuz. Bu hususu da sizin derin görüşlerinize havale ediyorum.
Sayın Bakanım, son yirmi yılda eğitim adına yapılan güzel hamleleri takdir etmekle birlikte hepimiz biliyoruz ki daha yapılacak çok şey, atılacak çok adım var. Ben de 35 koca yılımı eğitime adamış bir vatandaş olarak sizden çok şey bekliyorum. Çocuklarım için geçti ama torunlarım ve onların torunları için bekliyorum. Bu ülkenin güzel insanları adına çok şey bekliyorum sizden. Ülke kalkınmasının sadece ve sadece eğitimle olacağına inanan milyonlarca insan adına sizden köklü, sürdürülebilir, akılcı, bilimsel ama inancını, töresini unutmayan bir güzel eğitim sistemi bekliyorum.
Bunu başarabilirseniz bu millet ve torunları, sizden belki de asırlarca rahmetle söz edeceklerdir. Lütfen adı sanı anılmayan, anıldığında da çok hoş tabirler kullanılmayan birçok eski bakan gibi olmayın…