Basın kartını tanımayan polisler

Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenen kişidir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir.

Abone Ol

Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenen kişidir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Gerektiğinde yöneticilere ve güç odaklarına karşı savaşmayı "Gazetecilik etik kuralları" içerisinde göze alan insan, gazetecidir. Ancak gazetecinin görevini yapabilmesi için mutlaka engel olunmaması, hatta ona yardımcı olunması gerekiyor. Maalesef depremlerden sonra bu anlayış yerini neredeyse kaba kuvvete bıraktı. Nasıl mı, hemen anlatayım.
Geçtiğimiz günlerde Küçük Mustafa Paşa Mahallesi, Zapçıoğlu Caddesi’nde ağır hasarlı bir bina kendiliğinden yıkıldı. Yazı İşleri Müdürümüz ve kameraman arkadaşımız hemen binanın yıkıldığı yere yaya bir şekilde gittiler. Güvenlik şeridiyle çekilen enkazın fotoğrafını çeken, görüntüsünü alan arkadaşlarımıza emniyet güçlerinden birkaç kişi engel oldu. Sebebi ise güvenlik şeridi içerisine kimse alınmıyormuş (!) Lakin oradaki o birkaç sözüm ona polis memuru arkadaşımız Vali Bey’in sorusunu yanıtladığı gazeteci arkadaşlarımızı görmeden sadece egolarını tatmin etmek için Yazı İşleri Müdürümüzle tartışmaya girmesi sinirlerimizi adeta gerdi. Polis arkadaşlarımız basın kartını sordu, Yazı İşler Müdürümüz kartını gösterdiği halde ‘Bu kartı görmüyoruz, boynunuza asmalısınız’ demeleri sinirleri iyice havaya zıplattı. Basın kartını görmeyen, onu tanımayan bir polis memuru olur mu? Sırf egosunu tatmin etmek için Yazı İşlerini Müdürünü iterek güvenlik şeridi dışına çıkartmak isteyen bu kişiler normal vatandaşlara nasıl davranıyor, çok merak ediyoruz. Vali Bey’i ve Emniyet Müdürü Yardımcısını hesaba katmadan gazetecilerle tartışmayı yeğleyen bu insanların cemiyeti nasıl düzeteceği de sorulması gereken sorular arasında.
Gazetecilik mesleği ile polislik mesleği bir yerde birbiriyle örtüşüyor. Bir olay olduğu zaman olay yerine hemen polis ve gazeteciler gidiyor. Bu meslek grupları birbirlerine yardımcı olmazsa ne zaman birbirimize yardımcı olacağız? Yeri geldiği zaman gazeteciler için 5 duyu organı yakıştırması yapılır. Eğer bizim görevimize engel olunursa ki bu suç, halkın haber alması nasıl sağlanacak? Güya bizim güvenliğimizi önceleyen ki kesinlikle değil, o polis arkadaşlar Vali Bey başta olmak üzere diğer polis arkadaşlar ile bazı gazetecilerin can güvenliğini neden hesap etmediler? Kusura bakmayın ama siz sadece egonuzu tatmin ettiniz. Biz bu konuda mağdur olduk, Vali Bey’in verdiği demece yetişemedik. Egonuzu bir gazeteci üzerinde değil de lütfen bir suçlu üzerinde tatmin edin. İnsanlar evlerini, barklarını bırakıp bir yere gidemiyorlar. Ağır hasarlı evlerin içerisinde hiçbir eşya kalmadı. Hırsızlık olayları adeta aldı başını gitti. Görevinizi bir gazeteciyi engellemekte kullanacağınıza gerçek görevinizi yapın da insanlarının malını talan edenlerde kullanın.